Yaz Alışverişi

Zibidikuş‘dan önce, yaz tatillerimizi genelde yurt dışında geçirirdik. Geçirirdik derken, tabii ki tüm yazı değil. Normal izin sürecini o şekilde değerlendirirdik. Çünkü Cem çok fazla deniz, kum, güneş insanı değil. Bilmediğimiz bir şehirde, metropolün ortasında sokak sokak gezmeyi tercih ederdik. Sabahın bir körü otelden çıkıp, gece dönerdik.

E tabi Zibidikuş‘dan sonra buna biraz ara vermek durumunda kaldık. Hamile olduğum sene de ben gidemedim, Cem tek gitmişti. Geçen sene Zibidikuş çok küçüktü, bu yaz da çok büyümüş değil :). 10 – 12 saatlik uçak yolculuğunu gözüm yemediği için bu seneyi de es geçtik. Umarım seneye kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Durum böyle olunca, Çeşme’deki yazlığımızı ziyaret eder olduk. Babaanne, Cem, ben ve Zibidikuş iki senedir oraya gidiyoruz. Babaannemiz sağolsun her şey ile ilgileniyor. Onlar evdeyken biz yüzmeye gidebiliyoruz mesela. Geçen sene Zibidikuş‘un yaz modu ile ilgili yazı yazmamıştım, genel olarak seyahat çantası ile ilgili bir yazı yazmıştım, ona da şuradan ulaşabilirsiniz. Bu sene için ise biraz daha farklı, neyi nereden tercih ettiğim ile ilgili bir yazı yazmak istedim.

Geçen sene kumaş bezlerini de yanımda taşıdığımdan ayrı bir bavul hazırlamıştım. Bu sene kumaş bez taşımayı düşünmüyorum, hazır bezler ile idare edeceğiz. Gideceğimiz yer kendi evimiz olduğundan, çok giysi taşımıyorum. İhtiyaç olduğunda yıkayıp kurutuyoruz. Zibidikuş ve kendim için tek, ufak bir bavul hazırlayacağım.

Bu sene mayosunu Decathlon’dan satın aldım. UV korumalı, uzun kollu üst, kısa alt ve şapkadan oluşan 3’lü set halinde satılıyordu. Yedeklemek için 2 adet aldım. Suyun içerisinde çok kalacağı zaman giydirmeyi düşünüyorum. Bir de sadece çok beğendiğimden H&M’den normal bir mayo aldım. Sırf çok şirin duruduğu için, bir iki fotoğraf çekeriz fena mı ? 🙂 Altı için, geçen sene kumaş mayo almıştım. Alıştırma külodu gibi olanlardan. Havuza girmediği için sorun olmamıştı. Bu sene Huggies Little Swimmers aldım. Belki havuza sokarım belli olmaz dedim.

Geçen sene olduğu gibi, bu sene de koruyucu güneş kremi olarak Trukid kullanacağım. 30 faktör koruma sağlıyor ve tamamen doğal içeriklerden oluştuğu için içime siniyor. dogalbebegim.com‘dan alıyorum. Bu kremi sadece denizde kullanmıyorum. Çok güneşli günlerde dışarı çıkartacaksam ve uzun kalacaksak, bacaklarına, kollarına sürüyorum ki bebek arabasında otururken yanmasın.

Bu sene havlu olarak mikrofiber olanları tercih ettim. Hem çok az yer kaplıyor, hem suyu süper emiyor. Önce Imaginarium’dan yanda gördüğünüz havluyu aldım, fakat daha sonra arkadaşımın önerisi ile Decathlon’da aynı havlulardan olduğunu öğrendim ve çok daha uygun fiyata, en ufak boy olanlardan bir adet aldım.

Zibidikuş elbise giymeyi çok seviyor. Rahat rahat giyebileceği çeşit çeşit elbiseler için H&M çocuk bölümünü tercih ettim. Desenler çok güzel ve hepsi yumuşacık, pamuklu ürünler. Fiyatlar da makul olunca bir kaç adet aldım. Muhtemelen tüm yazı onlarla geçirecek. Bir de genel olarak yüzünü ve başını güneşten korumak için şapka takması gerekiyor. Deniz için aldığım mayonun içerisinde bir adet şapka var zaten, fakat günlük kullanım için yine H&M’de bulduğum cap tarzı şapkayı aldım.

Geçen sene güneş gözlüğü almak istemiştim, fakat yaşına uygun bulsam da kullanmak için erken olduğunu düşündüm. Bu sene Joker Baby’de de satılan KI-ET-LA markasını tercih ettim. Kırılmaz bir yapısı var, üstüne de otursanız kırılmıyor :). Zibidikuş güneşten çok rahatsız oluyor ve taktığımda çıkartmıyor, o sebeple rahat kullanıyor. Bu arada, güneş gözlüklerinde UV filtre olması çok önemli, fakat polarize olması tamamen tercih meselesi. Bebeğinize alacağınız gözlükte polarize filtre aramanıza gerek yok. UV filtresi olup olmadığını mutlaka kontrol edin.

Deniz ya da havuz kenarında giymesi için, altı kaydırmaz olan Slipstop’lardan bir tane aldım. Sandalet olarak Adidas Fortaswim modelini tercih ettim. Bir süredir çok rahat kullanıyor. Normalde dışarıda da giydiririm diye düşünüp Crocs almıştım, fakat sandaletleri ayağında daha sağlam duruyor. Sokakta koştururken, pusetine oturduğunda vs Crocs’ları ayağından çıkartacağını düşünüyorum.

Yüzerken en önemli unsurlardan biri güvenlik. Bu sebeple bu sene kolluk almayı tercih ettim. Geçen sene Swimtreaner simit almıştık, fakat Zibidikuş çok küçüktü. Bu sene Cherek’s kolluklarla daha özgür bir şekilde yüzebileceğini düşündüm, zira bir şeylerin etrafını sarmasını, sıkmasını sevmiyor. Kolluklar daha ferah olabilir. Henüz denemedik, umarım sever 🙂

Sivri sineklerle her yaz başımız belada. Geçen sene çok memnun kaldığım Mambino’nun doğal sinek kovucusunu bu sene de yanıma alacağım. Ben dogalaile.com ‘dan satın almıştım. 6 ay ve üzerine öneriliyor. Öncesi için doktorunuza danışmanızda fayda var. Sprey şeklinde ve vücudunuza sıkarak uyguluyorsunuz, daha sonra ellerinizle dağıtıyorsunuz. Hali hazırda ısırılmış bölgeler için ise Trukid’in Hero Onarıcı Stick ürünü hep yanımdadır. Sadece sinek ısırıkları değil, düşme, çarpma, çizilme durumlarında da hemen sürüyorum. Ben yine dogalaile.com‘dan almıştım, fakat farklı yerlerde de bulabilirsiniz.

Evet Zibidikuş’un yaz çantasının olmazsa olmazlarını paylaştım. Umarım biraz olsun faydası olmuştur 🙂

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Evet Benim, Evet Anneyim

Kafamda anlatmak istediğim, ama kelimelere dökemediğim binlerce sözcük, yüzlerce ifade var. Anne olduktan sonra ben oldum. Ya da artık ben, ben değilim, tamamen başka biri oldum. Hayatımı, geleceğimi, gücümü, tüm enerjimi sahip olduğum, beni tamamen değiştiren, belki de kendimi bulduran tek varlığa adıyorum. En iyisini yapmanın, elinden gelenin en iyisini vermenin bilinciyle vicdanım rahat ve huzurlu hissederken, gücümün azalması, zaman zaman gelen tükenmişlik duygusu ile bir şeylerin doğru olmadığını hissediyorum.

Yapmayı özlediğim, ama yapmamayı daha uygun gördüğüm ya da yapmak için vakit yaratamadığım şeyler bir köşede birikiyor. Başlangıçta göze batmıyor ya da rahatsız etmiyor ama zamanla o birikenler önünüzde dağ oluyor ve siz yolunuzu görememeye başlıyorsunuz. Bir zamanlar çizdiğiniz defterler, boya kalemleriniz, fotoğraf makineniz, uzun zamandır görüşmediğiniz arkadaşlar, ertelediğiniz telefon görüşmeleri, okumadığınız kitaplar, 2 senedir almadığınız o pantolon, izlemediğiniz film, gitmediğiniz konser… hepsi ama hepsi birden karşınıza dikiliyor.

Geçmişte bunları yapan kişi bendim, peki şu an kimim? olmak istediğim kişi miyim? yoksa olmak zorunda olduğum ya da zorunda hissettiğim kişi mi? İşin içine çocuk girince vicdan yapıyoruz. Yani ben öyleyim. Bir insan çalışmak zorunda değilse çocuğu ile olmalı, ona kendi bakmalı, kendi ilgilenmeli görüşündeyim. Fakat zaman geçtikçe anlıyorum ki, çocukla birebir ilgilenmek, anneyi ona bağımlı yapıyor. Aynı şekilde çocuk da anneye bağlanıyor. Bu sürede annenin özgürlüğü o kadar kısıtlanıyor ki, bir yerden sonra patlak veriyor.

Zamanla anladım. Anne çalışmıyor da olsa kendine vakit ayırabilmeli. Yapabiliyorsa erken dönemden babaanneye, anneanneye ya da bırakabileceği kim varsa bir, iki saat bırakıp kendi için bir şeyler yapmalı, nefes almalı. Çocuğu uyurken, 30 dk da olsa hobilerine zaman ayırmalı. Çocuğun sorumluluğunu baba ile paylaşmalı. Babanın uyutmasına, yedirmesine, baba ile çocuğun birebir vakit geçirmesine izin vermeli. Yedi, yemedi, uyudu, uyumadı, kilo almıyor, boyu uzamıyor diye takıp stres yapmamalı. Hele hele ki kendi çocuğunu başka çocuklarla asla kıyaslamamalı.

Lida özgüven sahibi olsun, kendinin, gücünün farkına varsın diye sürekli cesaretlendiriyorum. Onun için tehlike yaratmayacaksa asla sen yapamazsın, bırak demiyorum. Yapabileceğini, biraz uğraşması gerektiğini, ama sonunda başarabileceğini vurguluyorum. Deniyor, çok deniyor en sonunda ya gerçekten başaramıyor ya da hedefe ulaşıyor. Ulaştığında gözlerindeki o gururu görmek muhteşem bir şey. Yapamadığında ise onun uğraşmasına fırsat verdikten sonra yardımcı oluyorum. Sadece işini kolaylaştırıyorum, asla direkt hedefe götürmüyorum.

Düşününce kendi yapabileceklerimi, aman yapamam, şimdi olmaz, gücüm yok, çok yorgunum vs diyerek hep erteliyorum, ya da baştan vazgeçiyorum. Çocuğumun karşısında zayıf kalıyorum, ona verdiğimi, söylediğimi kendim uygulayamıyorum. İşte o zaman bir şeyleri doğru yapamadığımı farkediyorum.

Bir birey yetiştirmek, şekillendirmek, doğruyu ve yanlışı öğretmek, o çocuğu ileride olmasını hayal ettiğin noktada görebilmek için çabalamak o kadar zor ki. Anne olurken bize verilen güç sınırsız. Hatta en güçsüz hissettiğimiz anlarda bile aslında güçsüz değiliz, sadece sahip olduğumuz enerjiyi doğru kullanamıyoruz. Kimse için harcayamayacağımız sınırsız sevgimizi karşılıksız verdiğimiz, kimse için gözden çıkaramayacağımız ‘kendimizi’ bir çırpıda unutabileceğimiz , kimse için yapamayacağımız fedakarlıkları yapabileceğimiz ve tüm bunların olacağını görerek, bilerek dünyaya getirdiğimiz o can için canımızı verebilecek güce sahibiz.

Bugüne kadar 1 saniye bile şuanki halimden, bulunduğum yerden asla pişman olmadım. Kendimle, yapabildilerimle gurur duydum. Bu sıfatı taşımak kolay değil ve taşıyabildiğim için hep şükrettim. Hayatta başıma bundan daha güzel bir şey daha gelemezmiş bunun farkına vardım. Bazen psikolojik olarak çöktüm, canım yandı, çok uykusuz kaldım, sabrımın sınırları kayboldu, yüreğim daraldı ama çıktım işte. Tüm bu düşüncelerin içerisinden, gözlerine daldığım belki 1 saniye bile sürmeyen o süre içerisinde çıktım. Biliyorum ki hayatta gidebileceğim en dip noktaya da ulaşsam beni oradan çıkaracak olan yine o gözler.

Bazen kayboluyorum. Hani o kaybettiğimi düşündüğüm özgürlüğümü arıyorum, sonra farkediyorum ki aslında bir yere gittiği yok. Ben önceliklerimi değiştirmişim. Yapamam, edememlerle yolumu kapamışım. Vicdanım devreye girmiş, cesaretimi kaybetmişim. Birden aydınlanıyorum ve kararlar alıyorum. Bir annenin kendine ayırdığı, gerçek anlamda ‘kendi’ için harcadığı 10 dk bile ilaç gibi. O sebeple, sevgili anne adayı, ya da yavrusunu kucağına almış ve benim gibi ikilemlere, içinden çıkılmazlara dalmış, ne yapacağını bilemeyip, hep kendinden veren anne, bu sözüm sana;

Ruhu iyi anne, ruhu iyi evlat demek. Sen kendini beslersen onu da beslersin. Sen iyiysen, yavrun da iyi. Sen güzel hissedersen o da güzel hissedecek. Sen karardıkça, sabrın dolup taştıkça, kendine vakit ayıramamanın sıkıntısını, kaybettiğini sandığın özgürlüğünün sebebini içten içe yavruna bağlarsan o da çok üzülecek. Sen kendine bak, senin mutluluğun onun mutluluğu demek.

Oto Koltuğu – Cybex Pallas M Fix isofix

Zibidikuş şehir içerisinde sürekli seyahat eden bir bebek. Ben de çalışan bir anne olmadığım için sık sık dolaşabiliyoruz. Haftasonları kendi arabamızla ama hafta içi babaannemizin arabası ile geziyoruz. Bu sebeple Zibidikuş artık büyüdüğünden babaannemizin arabası için yeni bir koltuk arayışına girdim. Birinci kriterim güvenlik testlerini başarıyla geçmiş olması, ikinci kriterim ise Zibidikuş için yeterli konforu sağlamasıydı. Kendi aracımızda kullandığımız oto koltuğundan o kadar memnunuz ki yine Cybex marka bir koltuk almak istedim. Kendi aracımızda Cybex Sirona m-isize kullanıyoruz ve bununla ilgili yazıma şuradan ulaşabilirsiniz.

Zaten yeterince güvenilir bir marka olduğundan ve Zibidikuş farklı tip koltuklarda da seyahat edebilsin, yadırgamasın istediğimden yine Cybex’in daha farklı bir modelini seçtim. 9-36kg aralığındaki Cybex Pallas M Fix Isofix modeli uzun süre kullanılabilen ve önünde güvenlik yastığı olan bir oto koltuğu. Güvenlik yastığı, çarpışma anında, kemerli koltukların aksine, çocuğun vücudunu sabit tutarak boynun öne fırlamasını ve yaralanma riskini önemli ölçüde azaltıyormuş.  İlk endişem Zibidikuş‘un o yastığı istemeyeceği ve sıkılacağı yönündeydi. Almak için mağazaya götürdüğümde, etraftaki oyuncaklar vs ilgisini dağıtmış olacak ki oturmak istemedi. Emin olmamakla beraber koltuğu aldım.

Sandığımın aksine önündeki koruyucu yastık ile çok daha rahat etti. Ellerini üzerine koyabiliyor, tavşanını oturtuyor ve kemere göre daha bile rahat hareket ediyor. Koltuk isofix ile aracınıza bağlanıyor. Çocuğu oturtup, güvenlik yastığını takıp, aracınızın emniyet kemerini yastıktan geçiriyorsunuz. Hem isofixli hem de kemer ile bağlanabiliyor olması sebebiyle bana daha da güven verdi diyebilirim. Kumaşın dokusu gayet yumuşak. Yazın terlerse yastığın üzerine müslin örtü koyarım diye düşünüyorum ve çok sorun olacağını sanmıyorum. Kumaşı çıkartıp makinede yıkayabiliyorsunuz ki ben genelde çok kirlendiğinde siliyorum :).

9 aydan 11 yaşa kadar kullanım vaadediyor. 3 yaş üzeri için bazasını ve güvenlik yastığını çıkartıp, yine isofix bağlantısı ile birlikte aracınızın emniyet kemerini de kullanarak güvenliği sağlayabiliyorsunuz. Güvenlik yastığını tek elle ayarlayabiliyorsunuz.  Lineer yan darbe koruma sistemine sahip ki diğer koltuğumuzda da var bu özellik ve seyahat halindeyken kapı tarafındaki koruma panelini açtığınızda, gelebilecek darbeyi emerek koltuğa minimum zarar veriyor. Bebeğiniz uyumak isterse tek elle yatış pozisyonuna geçebiliyorsunuz. Zibidikuş çok rahat uyudu. Genelde bebek uyuduğunda başı öne düşer, fakat bu modelde bulunan  3 kademeli patentli kafalık bebeğin kafası uyku sırasında düşüp güvenli bölgeden çıktığında maksimum koruma sağlıyor. Zibidikuş bu koltuğu o kadar çok sevdi ki şuan kendi arabamızda kullanıyoruz.

Ürün ile ilgili videoya şuradan ulaşabilirsiniz. Daha detaylı bilgi almak için ise markanın distribütörü olan Operaistanbul‘un web sitesine göz atabilirsiniz.

Son olarak, 5 dk da olsa, 12 saat de olsa çocuğunuzun oto koltuğuna oturmadan seyahat etmesine izin vermeyin. Ağlasa da zırlasa da hareket halinde onu koltuktan indirmeyin. Bir anlık bir şey olmaz düşüncesi hayatınızı karartmasın.

Aşağıdaki görsellerde testlerden aldığı puanları görebilirsiniz.