Odaları Ayırma Süreci

Bu konuda daha önce neden yazmadım bilmiyorum, ama son günlerde sosyal medya üzerinden çok fazla soru aldım. Bunun üzerine yazmaya karar verdim.

Sebebi Zibidikuş‘un uyumlu bir çocuk olması mı yoksa benim yönetiş şeklim mi biliyorum ama bu zamana kadar büyük adımları hep kolay attık ve gelişim evrelerini, bir bir, çok zorlanmadan atlattık. Şimdi en baştan anlatmaya başlayayım;

Zibidikuş‘u doğumdan itibaren 9 aylık olana kadar, anne yatağının yanına konulan beşikte uyuttum. Bizim kullandığımız beşik Chicco’nun Next to Me adlı ürünüydü. Yatağıma hiç almadım. Orada, bana yakın, kokumu alarak uyudu. Gece kalktım, emzirdim ve yine oraya yatırdım. Normalde bu ürünün kullanım ömrü 6 ay diye geçiyor. Fakat Zibidikuş çok hareketli uyumadığından, 9 aya kadar idare ettik. Yavaş yavaş hareketlenmeye, el kol sağa, sola çarpmaya başlayınca yatağı değiştirmenin vakti gelmişti.

Hamileliğim süresince farklı çocuk gelişim kitapları okudum, fakat kendi çocuğumu büyütürken hep iç güdüsel hareket ettim ve ediyorum. Bana göre bir anne bebeğinin duygusal ihtiyaçlarını karşılayabileceği sürece bebeğinden ayrı uyuyabilir. Yani evet, bebeğin anne kokusu istediğine ve isteyeceğine inanıyorum. Bu ihtiyacın giderilmesi gerektiğini de düşünüyorum ama bir kaç sene boyunca aynı odayı paylaşarak, annenin ve babanın kendi yatağından ve özel hayatından ödün vererek bunu yapmasını doğru bulmuyorum. Bu benim kendi düşüncem. Her anne ve baba kendi fikirlerinde özgürdür. Her anne ve baba kendi çocuğunu, kendi doğruları ile yetiştirmekte özgürdür. Kimisi 5 yaşına kadar, kimisi 2 yaşına kadar aynı odayı paylaşır. Bu onların kararıdır ve saygı duyulmalıdır.

Be ne yaptım?

Zibidikuş 9 aylık olduğunda ufak bir seyahatimiz vardı. Orada nasılsa düzeni bozulacak dedim ve döndüğümüzde harekete geçtim. Gündüz uykularını doğduğundan beri kendi odasında ve yatağında uyuyordu. Yani yatağına da, odasına da yabancı değildi. İlk iki gece yatağına koydum ve ben de odasında bulunan kanepeye uzandım. Geceyi orada geçirdim, gece uyandıkça emzirdim. 3. gün tüm gün giydiğim tişörtümü yatağına koydum ki kokumu alsın. Bu sefer kendi odamda yattım ve görüntülü telsizden takip ettim. Her uyandığında yine yanına gittim. İlk 2 gece çok uyandı ama 3. günden itibaren uyanmaları azaldı. O günden beridir de her uyandığında yine yanındayım.

Evet uykunuzdan fedakarlık ediyorsunuz. Özellikle bir kaç gün hem siz hem de bebeğiniz alışık olmadığından uyuyamıyorsunuz. Bebeğiniz uyusa bile ‘acaba uyandı mı?‘ endişesi ile kendi uykunuz bölünüyor, ama zamanla alışıyorsunuz. Benim için çok doğru verilmiş bir karardı. Zibidikuş hastalandığında, bana çok daha fazla ihtiyacı olduğunu hissettiğimde kendi yatağıma aldığım da oldu. Kokusunu içime çekip uyumak tabii ki bambaşka bir şey ama inanın o zaman da hiç uyuyamıyorum. Yatak bomboşken bile üzerime tırmanıyor ve benim kımıldamam imkansız oluyor. Sabaha kadar her yerim tutuluyor 🙂 Gece uykusunu alamamış, yorgun bir annenin gündüz bebeğine de çok faydalı olabileceğini düşünmüyorum.

Kendi odasında uyuduğundan, kendi düzeni var. Rutinlerini seviyor, yatağını seviyor. Sabah uyandığında oyuncakları ile oynayabiliyor, kendi kendini oyalayabiliyor. ‘Ben de bir bireyim, benim de odam var, kendi yatağım var’ diyor. Siz de kendi yatağınızda mışıl mışıl uyuyorsunuz.

Elbette kendi odasında uyuduğunda da uyanıyor, şu anda 23 aylık ve hala gece kalkıp yanına gittiğim oluyor, fakat kendi odamda kendi başıma uyuduğum 1 saatlik uyku bile çok daha kaliteli oluyor.

Zibidikuş henüz yürüyemiyorken odaları ayırmamın çok büyük artısı oldu. Artık kendi odasında uyuması gerektiğini ve kendi yatağında yatması gerektiğini biliyor. Eğer şimdi odaları ayırmaya kalksaydım, muhtemelen gece defalarca uyanıp yanıma gelecekti. Her şeyin farkında olduğundan ve alışkanlık edinmiş olduğundan süreç daha uzayacaktı. Bu yaşlarda odaları ayırmayı düşünenler korkmasın, elbette imkansız değil ve elbette her çocuk sonunda kendi yatağında yatıyor. Sadece erken davrandığım için süreç benim için daha kolay atlatıldı.

Ben uyku eğitimi vermedim. Kendi çapımda kendi yöntemlerimle bu güne geldim. Şu an nasıl uyuttuğumu anlatacak olursam; kendisi ışığı söndürüyor, müziğini açıyor (evet doğduğundan beri Mozart’ın ninnileri ile uyuyor.), panjurları kapatıyor ve yatağına yatıyor. Ben de odasında oturuyorum. Eğer herhangi bir sıkıntısı yoksa tavşanına sarılıp max. 10 dk içerisinde uykuya dalıyor. Zibidikuş‘un uyku düzenindeki tek sorun, odada olmazsam uykuya dalamaması. Uyuyana kadar illa yanında olacağım :). Bu sorunu da kendim çözemezsem destek alabilirim.

İşte böyle…

Yine yine yine söyleyeyim; siz kendi çocuğunuzun annesisiniz, babasısınız. Kendiniz ve çocuğunuz için en doğru olana siz karar verirsiniz. Bizde durumlar böyle…

sevgiler 🙂

 

Zibidikuş 18 Aylık

Zibidikuş 18 aylık olalı 20 gün oldu ama ben yazıyı ancak yazabiliyorum. Kafamı toplayacak ne halim ne vaktim vardı ve bu söylediğimden bu ayın nasıl geçtiğini az çok tahmin edebilirsiniz belki 🙂

Biliyorsunuz ki geçtiğimiz ay emzirmeyi bıraktım. Sonrasında uykusunun ya da yemek yemesinin düzelip düzelmediğini merak eden çok kişi oldu ve burada da buna toplu bir cevap vermiş olayım.

Düzeldi. Evet düzeldi ama benim beklentilerim doğrultusunda düzeldi diyebiliyorum. Yani tüm gece deliksiz uyuyup, ne versem yemiyor tabii ki ama uyuyor ve yiyor. Akşamları hala aynı saatte; 20:00 gibi uyumuş oluyor. Gece 23:00’e kadar uyuyor ve 23:00 civarı uyanıp beni yokluyor.  Yanına gidip yatıyorum ve tekrar dalıyor.İyi günündeyse sabah 5’e kadar uyanmıyor ama kötü bir geceyse sabah 07:30’a kadar 2 defa uyanıyor. Bazen iki oda arası git gel yapmak yorucu olduğu için onun yatağında yatıyorum. Bazen sabaha karşı uyanırsa onu yanıma alıyorum.

Meme yerine uyku öncesi kitap koymuştum ama kitabı uyumadan önce okuyoruz genelde, artık uyku sırasında istemiyor. Ben yanına uzanıyorum ve öyle dalıyor. O uyuduktan sonra kalkıyorum. Memesiz uyuyor derken yanına yatmama alıştı sanırım şimdi de gece beni arıyor. Bir tarafı düzeltirken başka tarafı bozuyorum.

Yemek konusunda ise yiyor ama hala inanılmaz yemek seçiyor. Meyve ile derdimiz yok, ama ana yemeklerde (et, sebze vs) yememek için yırtınıyor ki yemiyor da doğru dürüst. Bazen çok sevdiği makarnaya bile burun kıvırıyor. Yoğurt severdi artık yediremiyorum. Ben de çilekli, muzlu, yoğurtlu içecek hazırlıyorum bu dönem, o şekilde içiyor.

Gelecek 4 azı dişi var. En son doktor kontrolümüzde gelen giden bir şey yoktu ama 15 gün geçti üzerinden, belki dişler harekete geçmiştir. Annelerin en güzel bahanesi zaten ‘‘kesin diş geliyor, ondan mız mız” 🙂

Zibidikuş bu ay oyun grubuna başladı. Haftada bir saat birlikte katılıyoruz. Başka anneler ve bebekler de oluyor ve sosyalleşiyorlar. Bizim gittiğimiz oyun grubu ingilizce. Öğretmenimiz de yabancı ve ingilizce şarkılar eşliğinde başlayıp, ayına uygun ince motor, kaba motor becerilerini destekleyen aktiviteler ile devam ediyoruz. Zibidikuş ilk 3 derste mekana gidince ağlamaya başladı. Yadırgadı ve öğretmenini (neden bilmiyorum) doktor sandı. Hala arası pek iyi değil ama duruma alışmış vaziyette. Bir de orada bir arkadaş edindi 🙂 biz annelerin de kafası uyuyor ve bebekler de çok güzel anlaşıyor. Oyun grubunun bize kattığı en güzel şey bu oldu sanırım.

Bu ay Zibidikuş‘da neler gözlemledim sizinle paylaşayım;

  • Kimseyi yabancılamayan, herkese giden çocuğum herkesden kaçar oldu. Birden bir yabancılama hadisesi başladı ki anlam veremiyorum. Sanırım dönemsel. Sokakta biri sevmeye kalktığında hemen bacaklarıma yapışıyor ”ayyynnnnn” (anne)  şeklinde. Her girdiği ortamda çekingen ve dibimden ayrılmıyor.
  • Bana bağlılığı daha da arttı. Yanındayken bile bazen beni istiyor. Sanırım 7/24 birlikte olduğumuz için.
  • Kaba motorda da, ince motorda da gelişimi gözlemliyorum. Eline, gıdısına, kollarının arasına bir dolu oyuncak doldurup, önünü görmeden hedefe hızlı adım yürüyebiliyor. Parmaklarını güzel kullanıyor.
  • Birden bire, hiçbir şey yokken, hatta gayet gülerken ve mutluyken ağlamaya başlıyor ve ben neden ağladığını anlayamıyorum, (anlasam her şey çok daha kolay hallolacak). Örneğin resim yapmak istiyor. Kalemi veriyorum ve gayet keyifle yaparken bir yerde istemsiz bir şekilde çok ufak müdehalem oluyor. O andan itibaren yırtınarak ağlıyor ve kalemi, kağıdı bir kenara atıyor, bir daha istemiyor.
  • Çoğu akşam banyo sonrası bir şeye takıyor ve uyuyana kadar ağlıyor. Ne istediğini kendi de bilmiyor.
  • Ağzında sürekli park kelimesi var. ”paa paaa” diye başımın etini yiyor tüm gün. Bazen 4 farklı park geziyoruz yine de doymuyor. Hemen hemen her gün dışarı çıkartıyorum enerjisini atması için, çünkü evde zaptetmek çok zor oluyor.
  • İnadı beni Bİ-Tİ-Rİ-YOR. size iki örnek vereyim; 1. Zibidikuş, ben ve babaannesi dışarıda öğlen yemeği yiyeceğiz. Kendime köfte söyledim ki Zibidikuş‘a da belki yedirebilirim. Ben yerken ona da verdim. Daha doğrusu önüne koydum ki kendi yesini çünkü benim yedirmemi zaten istemiyor. Mümkün değil yemedi. Ben de inat yaptım (normalde de hırs yapıyorum ama abartmıyorum). O kadar sinirlendim ki, abartısız tam 1 saat yemesi için dil döktüm. Gayet yumuşak bir şekilde ”annecim lütfen ye, bak ben de yiyorum, babaanne de yiyor. Köfte çok güzel. Büyümen için yemen lazım. Bak herkes yemek yiyor, lütfen sen de ye.” vs vs şeklinde konuşurken ağzım kupkuru oldu, yemeğim buz gibi oldu ama ı-ıh yemiyor. Ben de pes etmiştim ki garson geldi ve çatalı köfteye takıp Zibidikuş‘a uzattı. Sanki bir saattir dil döktüğüm çocuk o değilmiş gibi ağzını açtı ve git gel 2 köfteyi yedi. Babaannesi ve ben ağzımız açık bakakaldık. Sanırım sorun bende diyorum. 2. Zibidikuş‘a etrafa dökmeden yesin diye çerez kabı aldım. Kabın özelliği içindekileri dökmemesi. Yani elini sokup alıp yemesi lazım. Ne zaman eline alsa kabı ağlıyor, parmaklarını sokup çıkartıyor ve benim içinden alıp vermemi istiyor. Kendi kendine sinirleniyor, kabı fırlatıyor ve yemeyeceğim, yiyemiyorum sen ver diyor. Ben de bir gün babasına, ”sanırım beceremeyecek bunu” dedim. Babası da ”yoo benimleyken gayet güzel yiyordu” dedi. Beni görmediği bir vakit bir izledim ki Zibidikuş bileğine kadar daldırmış elini ve dut kurularını löp löp götürüyor. Ne diyeceğimi, ne yapacağımı bilemedim. İşte nazı da inadı da bana geçiyor.
  • Kelime haznesi ufak ufak gelişiyor. Bu aralar ”bibbi (bitti), gok (yok), Pa (park), gek (kek), düt (dut kurusu)” en çok kullandığı kelimeler. Ama abartlı bir durum yok tabi konuşmasında 🙂
  • Öğlen uykularını 12:00 civarı yatıp maksimum 2 , minimum 1 saat uyuyor.
  • Bir kaç defa gece terörü denilen hadiseyi yaşadık. Gece ağlayarak kalktı ama uyanmamıştı. Gözler kapalı bir şekilde yırtınırcasına ağlıyordu. Bana tepki vermiyor ve susmuyordu. Bu durumda yapılması gereken onu rahat bırakmak, sarılıp buradayım demek ama asla uyandırmamak, sarsmamak. Gece terörü ile daha detaylı bilgiye google’dan ulaşabilirsiniz 🙂

Bu ay 18. ay doktor kontorlü ve aşıları vardı. 3 adet aşı oldu ama hiç bir yan etkisini yaşamadık. Geçen aya göre 300gr almış 9960gr olmuş ve ve boyu 3 cm uzayarak 85cm olmuş. Zibidikuş‘un yediği hep boya gidiyor, kg pek almıyor. Sağlıklı olsun da gerisi önemli değil.

Bu ay beni en çok yoran inadı oldu. Maalesef ki kişiliğinin bir parçası olacak diye korkarım.  Daha çok yorulacağım gibi 🙂

19. ayda görüşmek üzere.

Zibidikuş 17 Aylık

Çok yorucu ve yıpratıcı geçen 16. ayın sonunda umudum düzlüğe çıkıp biraz rahatlamış olmaktı ama olmadı. 17. aya da oldukça hareketli, uykusuz ve mızmız bir şekilde girdik.

Zibidikuş‘un gelen 4 azı dişi 17. ayın sonlarına doğru tamamen çıktı. Bu süreçte ek gıdayı tamamen reddetmeye devam etti ve sürekli memeye yapıştı. Gerçek anlamda aynı bir yenidoğan bebek gibi memede aşamaya başladı. Emmeden uyuyamıyordu ve bütün gece sabaha kadar emiyordu. Sabah uyandığında emmeye başlıyor ve akşam yatana kadar devam ediyordu. Yemek yapıp, sandalyesine oturttuğumda yemeği itiyor ve meme diye ağlıyordu. Biraz düşününce ek gıda almaması sebebiyle verdiğim arı sütünün gece iyice acıktırdığını farkettim ve doktorumuza sorarak vermeyi bıraktım. Hem uyumuyor olması ve hem beslenemiyor olması, hem de o kadar emmeye yeterli süt gelmediğinden sinirlenip asabileşiyor olması sebebiyle bu ay Zibidikuş‘u memeden kestim. Bununla ilgili yazıma şuradan ulaşabirsiniz, o sebeple burada detay vermiyorum.

Zibidikuş bir nebze olsun geceleri uyumaya, gündüz de normal yemeklerini az da olsa yemeye başladı. Sadece 2 gece sabaha kadar kesintisiz uyudu, onun dışında hala 2-3 defa uyanıyor. Hatta son 3 gündür yine ağlayarak uyanıyor ve bazen sakinleştirmem zor oluyor.

Memeden kestikten sonra nasıl bir yol izlemem gerektiğini öğrenmek için bu ay doktor kontrolüne gittik. Kontrolde azılarımızın tamamen çıkmış olduğunu, fakat köpek dişlerinin çıkmak üzere olduğunu söyledi. Hatta biri patlamış, diğeri de geliyor. Bir kaç gecedir uyanmalarını buna bağlıyorum. Vücudunun başka bir yerinde herhangi bir problem yok. Boyu 4 cm birden uzamış ve son kontrolden bu yana da 1 kg almış.

Doktorumuza sorduğum sorular ve kendisinin verdiği cevaplar:

Anne sütü almadığına göre yerine bir şey vermem gerekiyor mu?

İlk 3 gün keçi sütünün sulandırarak verip alerji takibi yapıp, sonraki 3 gün inek sütünü sulandırıp alerji takibi yapıp sorun yoksa normal bir şekilde vermeye devam edebilirmişim. Fakat günde 400ml yoğurt yiyor veya kefir ya da ayran içiyorsa süte gerek olmadığını, onları tüketmesinin çok daha iyi olduğunu söyledi.

Zibidikuş‘a et ve sebze yemeği yediremiyorum. Köfte de yemiyor, ne yapabilirim?

Yediği yemekleri ilik suyunda pişirmemi söyledi. Kıymayı mücver yapıp içine katabilirsin dedi. Evde makarna yap ve sebzeyi hamuruna kat dedi. Ben zaten makarnaları makarnalutfen.com‘dan alıyorum. Orada satılan makarnalar da ev yapımı ve bol sebzeli oluyor.

Kahvaltısı nasıl olmalı?

1 yumurta, zeytin ve peynir yemeli, krep vs yapabilirsin dedi. Ihlamur içebilirmiş her gün sıkıntı olmazmış. Sabahları portakal suyu verdiğimi söyledim,  gayet iyi dedi. Avokado da Zibidikuş‘un severek yediği besinler arasında.

Zibidikuş artık kuruyemiş yiyebilirmiş. Fakat önce alerjik tepki verip vermeyeceğine bakmam gerekiyor. Bir adet fıstığı ezip tatlı kaşığıyla ver ve 3 gün takip et dedi. Aynı şekilde tüm kuruyemişleri deneyeceğim. Daha sonra sorun olmazsa vermeye devam edeceğim.

Daha önce kullanıp yarım bıraktığımız arı sütüne devam etmek üzere, doktor kontrolü sonrası gece verdim. Fakat tüm gece kıvrandı. Ne zaman versem aynı şey oluyor. Ben de doktoruna dokunduğunu söyledim ve vermekten vazgeçtik. Alternatif bir takviye verdi. Bir gün balık yağı bir gün o takviye şurubu vereceğim. Vitamin aç karnına, balık yağı ise tok karnına olacak.

Bu ay gece uyanmaları sebebiyle sürekli emzirip yerine koymak zorunda kaldım. Çoğu zaman yerine koyarken tekrar uyanıyordu. Yer yatağı yapmaya karar verdim. Böylece rahat rahat yanına uzanabilirdim. Büyüyen beşiğimizin tüm parçalarını söktük ve en alttaki çekmecenin içerisine yatağı koyduk. Çok güzel bir yatağımız oldu  ve inanılmaz rahat ettik. Şuradan görebilirsiniz son halini :).

Bu ay Zibidikuş‘da gözlemlediğim yenilikler;

  • İstediği olmayınca ağlamalar başladı. Mümkün olduğunca ilgilenmiyorum ya da dikkatini başka yöne çekmeye çalışıyorum.
  • Müthiş bir doktor fobisi var. Hastaneyi gördüğü anda ağlamaya başlıyor ve eve geldiğimizde anca sakinleşiyor. Doktorumuz çok normal olduğunu söyledi.
  • Akşamları ve öğlenleri uyku öncesi kitap okurken belirli kitapların belirli sayfaların takılıyor ve hep o açık kalsın, o sayfayı anlatayım istiyor.
  • Yemek hazırlayıp, çay koyup ikram etmeye başladı.
  • Scooter’a binmeye başladı. Yeni yeni öğreniyor.
  • Bir yerim acıdığında, uf uf diyor ve gelip öpüyor 🙂
  • İlk defa kefir mayalayıp verdim ama malesef sevmedi.
  • Aktif olarak çatal ve kaşık kullanmaya başladı.
  • Bir şey saklayıp, bulmaya bayılıyor.
  • Çok ön yargılı. Özellikle yemek konusunda, ilk defa önüne konan ya da daha önce yediği ama farklı formda sunulan hiç bir şeyin tadına bakmıyor. Direkt istemem diyor. Tadına zorla baktırırsam ve severse yemeye devam ediyor.

Bu ay  onu oyun grubuna götüreceğim ilk defa. Haftanın bir günü en azından götürmeyi düşünüyorum artık sosyalleşmesi için.

Bu ay Zibidikuş 9650kg ve 82cm. Doktorumuz kilosunun %25, boyunun %75 persentilin üzerinde olduğunu söyledi.

Şimdilik gelen köpek dişleri haricinde bir sıkıntımız yok. Umarım onlar da çıktıktan sonra bir sorunumuz kalmaz.

18. ay yazısında görüşürüz 🙂