Doğum için Hastane Çantası

Hamileliğimin 8. ayından itibaren doğum çantasına neler konulması gerektiği ile ilgili araştırmalar yaptım. Okudum, Youtube’da videolar izledim ve en sonunda ortaya karışık, gerekli gördüğüm eşyaları alıp bir çanta hazırladım. Bunların bir kısmını kullandım, bir kısmına ise dokunmadan geri getirdim 🙂

Ben epidural sezeryan ile doğum yaptığım için hastanede 2 gece 3 gün kaldım. Bu süre içerisinde kullandığım ve  işime yarayan eşyaları tek tek listeleyeceğim. Benim doğum yaptığım hastanenin verdiklerini de ayrı bir başlık altında yazacağım.

Hastanenin anne için verdikleri:

  • Büyük boy pedler
  • Şampuan
  • Saç kremi
  • Duş jeli
  • Diş fırçası
  • Diş macunu
  • Havlu

Kendim için yanıma aldıklarım içerisinde kullandıklarım:

  • İki adet gecelik
  • Bir adet sabahlık
  • 2 adet penye külot ( biri hastane çıkışı için)
  • 2-3 paket tek kullanımlık çamaşırlar. (Bunları büyük bebek mağazalarında bulabilirsiniz, inanılmaz büyük rahatlık oluyor)
  • Makyaj malzemeleri
  • Makyaj temizleme mendili
  • Saç tokası
  • Hastane çıkışı için giysi
  • 2 çift çorap
  • 2 adet emzirme sütyeni
  • Bir çift terlik
  • Telefon için şarj cihazı

Hastanenin bebek için verdikleri:

  • Bebek bezi
  • Unibaby yeni doğan ıslak mendil
  • Bir adet uzun kollu, patikli tulum
  • Bir adet penye battaniye
  • Bir adet kısa kollu atlet
  • Bir adet şapka
  • Bir çift çorap

Bebek için yanıma aldıklarım içerisinde kullandıklarım:

  • Bir adet uzun kollu, patikli tulum
  • İki adet kolsuz atlet
  • Bir adet şapka
  • 3-4 adet bebek bezi
  • Unibaby yeni doğan ıslak mendil
  • Araç koltuğu

Kendim için yanımda pedler, göğüs kalkanı, şampuan, saç kremi fazladan sütyen, külot, çorap, ve  sabahlık almıştım. Fakat yazdıklarım dışında kullanmadım aynen geri götürmek zorunda kaldım. Bildiğimiz günlük pedler doğum sonrası yeterli olmuyor. Hastaneniz veriyorsa sorun yok ama vermiyorsa yanınızda hastanelerde kullanılan ekstra büyük boy pedlerden götürmeniz gerekiyor. Şampuan ve saç kremi konusunda hassassanız ve kendi ürünlerinizi kullanmak istiyorsanız götürebilirsiniz.

Bebek için yanımda ekstra tulum, daha fazla atlet, çorap ve şapka vardı. Bunların dışında hırka, emzik, biberon, pişik kremi, yarım kundak ve müslin örtü almıştım. Hiç birini kullanmadım. Hastane bebek bezi ve ıslak mendil verdi fakat odamızda kalmadığı durumlarda yanımızda götürdüklerimden kullandım. Zibidikuş pek fazla kusmadığı ve çiş, kaka kazaları da yaşamadığımız için kullandığımız atlet ve tulumlar yetti 🙂

Hastanenizin ne verdiğini önceden sorup öğrenmenizi ve ona göre çanta hazırlamanızı öneririm. Hepsinin içerisinde benim için en ‘iyi ki almışım’ dediğim ürün tek kullanımlık çamaşırlar oldu 🙂

Rahat bir gebelik ve kolay bi doğum  diliyorum 🙂

Hamilelik ve Doğum

Bundan yaklaşık iki sene öncesinde çocuk istediğime karar vermiştim. Yaklaşık bir sene boyunca hiç bir tedavi görmeden doğal yolla denedim fakat hemen kucağıma alamayacağımı hissettiğim anda bir tedaviye ihtiyacım olabileceğini düşündüm. Doktorumu bu karardan çok önce,  hiç bir referans almadan, gittiğim hastanede o günkü randevu durumuna göre rastgele seçmiştim. Yaklaşık bir senedir kendisine muayene oluyordum ve ismini ve başarılarını çok yerde duyduğumdan doğuma da kendisi ile devam etme kararı aldım. Doktorum perinatoloji uzmanı bir profesör. Kendisi riskli gebeliklerde benim gözümde bir numaradır 🙂 Çok şükür, çok doğru bir karar vermişim.

Yumurtalıklarım yeterince kaliteli, sayısı normalden fazla fakat çokça tembellerdi. Tembel olup çatlamadıkları için döllenme bir türlü gerçekleşemiyordu. Bu sebeple önce hap daha sonra iğne ile yaklaşık 1 sene kadar tedavi gördüm. Son tedavim çatlatma iğneleri ile oldu ve 2 ayın sonunda da gerçekleşmeyince ara vermek istedim. Yaklaşık 1-2 ay kafa dinleyecek, iğnelerden uzaklaşacak ve daha sonra kaldığım yerden devam edecektim. Tedaviyi durdurduk ve ben o iki ay içerisinde doğal yoldan hamile kaldım. 🙂

Bir cumartesi sabahı yaptığım ev tipi test pozitif çıkınca koştura koştura hastaneye gittik. Hemen kan verdim. Çıkan değerlere göre gebeliğim 7. hafta civarıydı ve keseyi ultrasonda görmek mümkündü. Ultrason muayenesinde sönmüş bir balon şeklinde içi boş çirkin bir kese vardır. Doktorumuz bunun sonlanan bir gebelik olabileceğini, fakat bazen geç döllenme olduğunu bu sebeple hemen karar verip hareket etmeden önce 3 gün sonra yeniden kan testinin tekrarlamamın iyi olabileceğini söyledi. Benim bitmeyen bekleyişim başladı ve üç gün sonra kan değerim 2.5 kat artmıştı. Bu iyiye işaretti, gebeliği kendimiz sonlandırmamaya ve ultrason muayenesi için 10 gün beklemeye karar verdik. 10 gün sonra bir ihtimal kese ve içerisinde yaşam belirtisi görebilirdik. İkinci hiç bitmeyen bekleyişin sonunda, içerisinde kıvılcım patlayan minik bir kese göründü ekranda. Artık gerçekten hamileydim. Fakat öğrendik ki bizim Zibidikuş‘un bir de ikizi varmış. Değerlerim o sebeple yüksek çıkmış. İkiz başlayan gebeliğim, tek olarak devam etti. Böylesi hayırlıymış…

İlk aylarda biraz hassastım. En ufak bir kanamada sürekli hastaneye koşturuyorduk, en ufak sancıda doktoruma mail atıyordum :). İlk üç ayı neredeyse hiç bulantısız geçirdim. Hamileliğimin toplamına bakarsak sorunsuz ve çok huzurluydu. Tüm testler yapıldı, herşey normaldi. Genel olarak yaşanılan problemlerin neredeyse hiçbirini yaşamadım. 7. ayda başlayan ve 8.-9. aylarda beni oldukça rahatsız eden kasık ağrılarım ile hamileliğim geçti, bitti.

Ben hep normal doğum istedim. Aklımda ve hayalimde olan hep oydu fakat Zibidikuş bir türlü doğru pozisyonu alamadığından sezeryana doğru ilerliyorduk. 36. haftada doktorum suyumun azaldığını, bebeğin hareket alanının daraldığını ve doğru pozisyonu almasını artık beklemediğini söyledi. Yavaş yavaş sezeryanı aklıma sokmaya başlamıştım. Hatta 15 Ekim için ameliyathane ve hastanedeki odamız ayarlanmıştı. 2 Ekimdeki kontrolümüzde doktorumuz suyum daha da azalırsa tarihi daha erkene çekebileceğini söyledi çünkü kritik seviyeye yaklaşıyorduk.

Muayene sonrası eve döndüm ve günlük rutinime devam ettim. 3 Ekim sabahı saat 6’da kedimiz Gofret’in mamasını vermek için ayağa kalktığımda suyum geldi 🙂 Önce doktorumu sonra eşimin ailesini aradım ve hastanenin yolunu tuttuk. Plansız gittiğimizden ameliyathaneler müsait değildi. Saat yaklaşık 11’e kadar çok hafif sancılar çekmeye başlamıştım. 11 gibi beni ameliyata aldılar ve epidural sezeryan ile 37+3. haftada 11:20 de kızımız Lida’yı dünyaya getirdim. Ameliyat eşim ve fotoğrafları çekmek için sevgili Alev Durmuşoğlu‘ da girdi.

Sezeryan o kadar basit geçti ki korkularımın ne kadar yersiz olduğunu anladım. Belimden yapılan ufacık bir iğne ile belden aşağısı tamamen uyuştu. Yaklaşık 10 dk da bebek çıkmaya hazırdı. O sırada eşim ve Alev girdi ameliyathaneye. Bebek doğdu ve hemen sonrasında temizlenip yanıma getirildi. Kokladım misssss gibi bir de öptüm tabii ki 🙂 Allah herkese, tüm isteyenlere bu duyguyu tattırır umarım. Eşim ve Alev ameliyathaneden çıktı ve bebeği de bebek odasına gönderdiler. Sonrasında 45 dk süren dikiş faslı başladı. En sonunda da 30 dakikalığına dinlenme odasına alındım.

Odama çıktıktan yaklaşık 15 dk sonra Zibidikuş‘u emzirmem için yanıma getirdiler. O saatten itibaren, kan alımı vs dışında ben alın demedikçe yanımdan almadılar. Hemşireler ertesi gün bebek bakımı ile ilgili kısa bir eğitim verdiler. Alt değiştirme işlemini de özellikle babaya öğrettiler. Cem sağ olsun hep o değiştirdi altını. Hastanede geçen 2 gecenin sonunda evimize geldik ve çok şükür hala evimizdeyiz… 🙂

Zibidikuş‘un bu hayata geliş hikayesini size olabildiğince kısa bir şekilde anlattım. Umarım okurken yorulmamışsınızdır. 🙂

Gözlerinize sağlık…