Zibidikuş 2.5 Yaşında

Yaklaşık 4 ay gecikme ile bugün 2.5 yaş yazısını yazıyorum. Bundan sonraki gelişim yazısı 3 yaş için olacak. Yaş gününe pek bir şey kalmadı, onu da yazmam yakındır yani :). Bu yazıdan itibaren ‘Zibidikuş‘ demek yerine kendi ismini kullanacağım. Hadi başlayalım;

Geçtiğimiz 6 aylık dönem içerisinde Lida ciddi anlamda değişti. İyice büyüdüğünü ve bebek değil de  ‘çocuk’ olmaya başladığını bu dönem içerisinde net bir şekilde gözlemlemeye başladım. 2 yaş sendromu olarak değerlendirdiğimiz huysuzlukları, öfke nöbetleri, inatçılığı tavan yaptı. Nasıl davranacağımı bilemediğimden bir klinik psikolog ile görüşme de yaptım. Ondan aldığım bilgileri bu yazının sonunda sizlerle paylaşacağım.

24-30 aylık süreçte gözlemlediğim değişiklikleri paylaşayım;

  • Konuşması resmen seviye atladı. Çok karışık cümleleri de rahatlıkla kurabiliyor. Kendini ifade etmekte asla sorun yaşamıyor.
  • Kıyafetler konusundaki takıntısı azaldı. Artık sürekli aynı şeyleri giymek istemiyor. (2 yaş yazısında bu takıntısından bahsetmiştim).
  • Yemek konusunda hala seçici ama normalde sevmediği yemeklerin de bir şekilde, en azından tadına bakmaya başladı.
  • Okula bağlılığı çok iyi düzeyde. Hastalık sebebiyle gitmediğinde bile okulunu özlüyor.
  • Okulda haftada bir kaç saat ingilizce dersleri var ve orada öğrendiklerini asla unutmuyor. Evde de tekrar ediyor.
  • Gerçekten bir yeri ağrıyorsa kendisi doktora gitmek istiyor. Doktor korkusu tamamen geçti ve doktoruna karşı sempatisi arttı.
  • Bisiklet kullanmayı öğrendi, tam pedal çeviriyor ve hızla kullanıyor.
  • Spider man gibi süper kahramanlara olan ilgisi arttı.
  • Teşekkür etmeyi öğrendi 🙂
  • Kendi kendine oyun oynama süresi biraz daha arttı.
  • Gün aşırı mutlaka ama mutlaka bir kriz çıkartıyor. Sakinleşmesi zaman alıyor.

Şimdi gelelim bu öfke nöbetlerine. Size bizim yaşadıklarımızla ilgili bir iki örnek vereyim, hatta instagram’a bir video yüklemiştim onu da şurada paylaşayım.

Örnek 1: Evden okula giderken 2 yol vardır. Biri biraz daha uzun diğeri daha kısa. Biz genelde kısa olandan gideriz. Bir gün okul dönüşü tam yol ayrımında Lida durdu. ‘Ben uzun yoldan gitmek istiyorum’ dedi. Ben de tamam dedim ve yolumuza devam ettik. Tam sitenin önüne geldiğimizde yolun ortasında durdu ve ‘Ben kısa yoldan gidecektim’ dedi. Ben de ‘Hayır, sen uzun yoldan gitmek istedin ve evimize geldik’ dedim.  O andan itibaren geri dönüp diğer yoldan gelmek için çıldırdı. Asla izin vermedim, tepindi, bağırdı, ağladı, kendini kitledi ve iletişim kurulmaz bir hale geldi. O noktada istediğini yapsam, her istediğini bu şekilde elde etmeye çalışacağını düşündüm. O sebeple, bir şekilde kucağıma alıp, o tepinirken eve döndüm. Evde de bir 15 dk kadar ağladı. Ben sadece oturdum ve sakinleştikten sonra neden geri dönemeyeceğimizi gayet net bir şekilde anlattım. Sakinleştiği gibi kucağıma gelmek ve sarılmak istedi.

Örnek 2: Lida okula oturaklı scooterı ile oturup gidiyor. Bir gün okul dönüşü bir arkadaşının normal scootera bindiğini gördü ve ben de evdeki scooterımı istiyorum diye ağlamaya başladı. Ben de okulda olduğumuzu, eve gidip diğer scooterını alamayacağımızı, alsak bile yolların bozuk olduğunu ve binemeyeceğini söyledim. Tabii ki o kriz anında anlamadı. Kucağıma aldım fakat, balık gibi kendini geri attığından taşıyamıyordum. Diğer okulun güvenlik görevlileri bile duruma şaşırdı ve bir yerinin acıyıp acımadığını sormaya başladılar. Bir şekilde eve gittik ve evde de ağlamayı sürdürdü. Yine sakinleştiğinde, neden scooter ile okula gidemeyeceğini açıkladım ve ertesi gün deneyebileceğini söyledim. Sabah hevesle aldı ve evden çıktık. Tabii ki yollar bozuk olduğundan 2 adım ilerleyemedi ve ben taşımak zorunda kaldım. Bunun videosu da şurada. O günden itibaren anladı ve bir daha istemedi.

Bu öfke nöbetlerinin farklı versiyonlarını yaşamaya başlayalı 10 gün olmuştu ki, nasıl davranacağımı bilemediğimden bir uzman görüşü almak istedim. Bu durumları aynı şekilde kendisine anlattım ve bana verdiği cevabı aklımda kaldığı şekilde sizinle paylaşıyorum;

‘Bu dönemde bu tarz öfke nöbetleri bekleriz. Bu gelişimin bir parçası ve çok doğal bir süreç. Bu zamana kadar o istemeden siz verdiniz ve şimdi bir birey olma yolunda, o istediği için bazı şeyleri gerçekleştirmenizi istiyor. Kişiliği gelişiyor ve sizin dediklerinizi aynen yapmasındansa, kendi istediklerini yaptırmaya çalışması bu gelişimin bir göstergesi. Sizin yapmanız gereken biraz sakinleşmesini beklemek, sakinleşince durumu açıklamak ve kocaman sarılmak. Biz bile zaman zaman duygu patlamaları yaşarız, olaylar birikir birikir ve ağlayıp içimizi boşaltırız. Çocuklar için de bu geçerli. İçli içli ağladığında duygusal ihtiyaçtan ağlar ve en güzel ilacı sarılmaktır. ‘

Temelde söylediklerini yukarıda özetledim. Bu durum 2 aydan fazla sürerse Lida ile birlikte tekrar gelebileceğimi söyledi. Fakat neyse ki geçti. Daha doğrusu ben sakin kaldıkça, sesimi yükseltmedikçe ve öfke nöbetlerini sarılıp kucaklaşarak bitirdikçe giderek azaldı. Bazen bazı şeyleri zaten biliriz fakat nasıl baş edeceğimizden emin olamayız. Böyle durumlarda bir bilenden destek almak çok iyi geliyor. En azından benim için böyle.

Evet 2.5 yaş yazımı burada noktalıyorum. 3 yaşa varmak üzereyken daha farklı değişiklikler yaşamaktayız. Bunları da 3 yaş yazımızda anlatacağım. Çok teşekkürler 🙂

Oyuncaklar ve Kitaplar – 9. Ay

IMG_9107Bir süredir Zibidikuş‘un oyuncak ve kitapları ile ilgili bir çok soru alıyorum. Hangi oyuncaklar ile oynuyor? Neye göre oyuncak seçiyoruz? Kitap okuyor muyuz? Kitaplarla ilgileniyor mu? Oyuncaklarımızı nereden alıyoruz? gibi gibi sorulara bu yazımda cevap vermeye çalışacağım. Bahsettiğim ürünlerin görsellerini, biraz karışık olabilir ama yazı içerisinde görebilirsiniz.

Zibidikuş 3 gün sonra tam 10 aylık olacak ve 8. aydan beridir adamakıllı oyuncaklar arasındaki farkları çözmeye, onlarla ilgilenmeye başladı. Seçimlerimi daha çok onun o aydan itibaren öğrenme seviyesine göre yapıyorum. Çok fazla gibi görünse de aslında çok oyuncağımız yok. Odasındaki oyuncakların bir çoğunu anne ve babasının çocukluğundan kalma peluşlar oluşturuyor. Benim aldıklarım ise onun gelişimine yönelik katkı sağlayacak oyuncaklar.

Fisher Price’ın renkli halkaları hem farklı boyutlarda olduğu için sırayla dizmeyi hem de renkleri öğretiyor. Bir yandan el, göz koordinasyonunu geliştiriyor. Zibidikuş henüz halkaları dizmeyi beceremese de tek tek çıkartıyor ve eline aldığı her halkanın rengini bir kaç defa tekrarlıyorum ona. Sonra birlikte tekrar sıraya koyuyoruz.

IMG_9294Tomy markasının eğlenceli yumurtaları ise ikimizin de favorisi 🙂 Sarı yumurta kutusu içerisinde farklı renklerde yumurtalar var. Kabukları kapak şeklinde çıkıyor ve her kabuğun üzerinde yumurtanın kendi renginde surat ifadesi var. Hem renkleri eşleştirmek hem de yumurta yuvalarındaki şekilli oyuklarla uyumlu yumurtaları doğru deliğe yerleştirmek açısından oldukça faydalı bir oyuncak olduğunu düşünüyorum.  Yumurtaların üzerine basınca cik cik ses çıkarması da ayrıca eğlenceli 🙂

Şarkılar dinleyip, alfabeyi, sayıları sesle duyarak öğrenmesi için ise Fisher Price Eğitici Köpekçik’in Piyanosunu ve Eğitici Köpekçik’in kendisini satın aldım. Piyanonun hem müzik hem öğrenme bölümü bulunuyor. Müzik bölümünde her tuşun kendine özel şarkısı var öğrenme bölümünde ise tuşların üzerindeki şekiller, sayılar ve renkler sesle tekrarlanıyor. Eğitici köpekçik ise vücudumuzun belli başlı organlarını öğrenmesi, köpekçiği taklit etmesi, şarkılarda dans etmesi için çok keyifli bir oyuncak. Bebeğin gelişim evresine göre farklı seviyeleri bulunuyor ve siz o döneme hangi seviye uygunsa onu aktif ediyorsunuz. Böylece onun ayına uygun eğitici şarkıları dinlemiş oluyor. Zibidikuş‘un çok sevdiğini söyleyebilirim 🙂

IMG_9295 2Ben şahsen çocukluğumdan beri ahşap bloklar ile ya da legolar ile oynamaya bayılırım. Şuan legolar yaşına pek uygun olmadığından Mothercare’den 50 parçalık ahşap blok seti satın aldım. Uygun olduğu yaş 12+ fakat biraz erken olsa da oynamasında sakınca yok sanırım. Zibidikuş‘un nesnelerin düzenli bir şekilde durmasına tahammülü yok. Anladığım kadarıyla bu aylarda tüm çocuklar aynı 🙂 Blokları üst üste dizdiğimde 3. parçayı koymadan hemen gelip yıkıyor. Elleriyle tüm parçaları karıştırıyor, sanırım sesi hoşuna gidiyor. Tüm parçaların tek tek tadına baktı diyebilirim. Evet hala her şeyi ilk önce ağzımıza götürüyoruz 🙂

Zibidikuş şu dönemlerde tam bir kumanda delisi. Elimizde ya da ortada gördüğü anda saldırıyor. Biz de bu sebeple ona Fisher Price’ın oyuncak kumandasını satın aldık. Üzerindeki her bir düğme  farklı sesler çıkarıyor. Gerçek bir kumandaymış gibi, sanki televizyonda kanal değiştiriyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz.  Aynı zamanda sayıları ve renkleri de öğreniyor. Şu sıralar elinden düşürmüyor 🙂

Yeni yeni ayağa kalkmaya başladı ve sıralıyor. Fakat henüz adım atma aşamasına geçmedik. Ben de yürümesine yardımcı olsun diye yürüme arkadaşı satın aldım. Piyasada bu işi görecek çok fazla ürün var. Özellikle Fisher Price çok öneriliyor fakat Zibidikuş‘un o markaya ait çok fazla sesli ürünü olduğundan ve hep aynı melodiler vs olduğundan bunda başka bir marka olsun istedim. Bir de müzikal açıdan da daha dolu olsun istedim. Çünkü müzik duyduğu anda hemen oynamaya başlıyor ve çok eğleniyor 🙂 Bu sebeple Bondigo markasının yürüme yardımcısını seçtim. İsterseniz aktivite masası şeklinde de kullanabiliyorsunuz fakat çok sağlam olduğunu söyleyemem. Bir sürü farklı melodi çalıyor ve mikrofonuna kayıt yapıp dinleyebiliyorsunuz 🙂

IMG_9296Kitap konusuna gelirsek. Henüz Zibidikuş‘a onlarca kitap almadım. Kitap sevsin, okumayı çok sevsin istiyorum, tabii ki benim isteğimle olacak bir şey değil fakat ben de okumaya gayret ediyorum ki gözü aşina olsun 🙂 Aldığım 3-5 kitap var. Birlikte okumaya çalışsam da henüz kendini çok veremiyor.  Çok hareketli olduğundan belli bir süre sabit duramıyor ve hemen sıkılıyor. Sanırım bebeklerin en dingin olduğu saatleri seçmek en doğrusu. Gece uyumadan önce ya da sabah uyandığı zamanlar gibi. Şimdilik olabildiğince birlikte resimlere bakıyoruz.

Kelime kartları 8. aydan beridir üzerinde en çok vakit harcadığımız şey diyebiliriz. Günde 3-4 defa kartları gösterip kelimeleri tekrarlıyorum. Balık, araba, kedi gibi bazı kelimeleri sorduğumda kartı gösterebiliyor. Onlardan da çabuk sıkılıyor, ben de çok sıkmadan ara veriyorum daha sonra tekrar devam ediyoruz. Bizim şuanda kullandığımız kartlar Mikado’nun kartları. Tek yüzünde renkli figür var ve figürün ne olduğu yazıyor. Arka yüzünde ise aynı figür siyah, beyaz, kırmızı renkleri ile şekillendirilmiş. Kalın kartondan yapılmış. Zibidikuş‘un dişlemelerine iyi dayandı diyebilirim. Fakat onları çok yalnız bırakmadığımı da söylemeliyim 🙂

Bir süredir kendi kendine iyi oyalandığını söyleyebilirim. Bazen 15 dk kadar çıkıyor bu süre. En sevdiği şey içi dolu oyuncak sepetini boşaltmak. Tabii ki henüz oyun kuramıyor, fakat oyuncaklarını alıp duvarlar sürtmek ya da birbirlerine çarparak çıkan sesi dinlemek en keyif aldığı şey. Bakalım ilerleyen dönemlerde neler olacak?…

 

Zibidikuş 9 Aylık

9Zibidikuş‘un rutin doktor kontrollerini dört gözle bekliyorum. Ne kadar büyümüş? Sağlıklı mı değil mi? Bir problemi var mı? Artık neler yiyebilir? neler yapabilir? bunları doktorumuzdan duymak keyifli oluyor.

Son kontrolümüzden bu yana 1.5 ay geçmişti ve geçtiğimiz hafta 9 ay kontrolümüz için hastanenin yolunu tuttuk. Zibidikuş son aylarda pek kilo alamadığından çok ümitli değildim, fakat kafaya takmayacağım, sağlıklı olsun yeter dedim :).

8. aydan beridir hareketlerinde çok bir değişiklik olmadı. 8 ay yazısına şuradan ulaşabilirsiniz. Benim bu ay Zibidikuş‘da gözlemlediklerimden ve yaşadığı ilklerden bahsedersem;

  • Ayakta durmaya bayılıyor ve bir süredir hiç bir yere tutunmadan 5 sn ayakta durabiliyor.
  • Biraz daha cesur, ayağa kalkarken ya da otururken düşeceğim diye pek korkmamaya başladı. Kafasını vs çarpıyor ama eskisi kadar ağlayıp tepki vermiyor. Düşüp kalkmaktan bacakları yer yer morardı.
  • Bababababab, annnenennee demeye başladı. Heceleri sürekli uzatıyor. Anne demesini istediğimde bana meme diyor. 🙂
  • Bu ay ilk defa denize girdi ve bayıldı. Suyu çok seviyor.
  • Bu ay tatil dönüşü odaları ayırdım. Zibidikuş gündüz zaten kendi odasında uyuyordu, artık geceleri de kendi odasında uyuyor. Fakat hala 3-4 defa gidip geliyorum çünkü emiyor.
  • Sıcaklardan ilk defa isilik oldu, fakat deniz suyu çok iyi geldi ve geçirdi. Döndüğümüzden beridir de bir daha olmadı çünkü odasında artık klima var ve evde eskisi kadar terlemiyor.
  • Ayrılık kaygısını tam anlamıyla yaşıyoruz. Tuvalete bile gidemiyorum hemen mızıklanmaya başlıyor 🙂
  • Yemek yerken baş ve işaret parmağını cımbız gibi düzgün kullanabiliyor ve minik parçaları alıp ağzına götürebiliyor.
  • Banyo yaparken küvetinde oturtmak bir hayli zor. Sürekli ayağa kalkmak istiyor ve banyosu zorlaşmaya başladı 🙂

9 ay kontrolümüze gitmeden önce doktorumuza soracaklarım ve cevaplarını paylaşmam gerekirse;

Zibidikuş‘un şuanda iki dişi var ne zaman bu dişleri fırçalamamız gerekiyor?

1 yaşına kadar temiz bir tülbent ile temizleyeceğiz, 1 yaşından sonra parmak fırça ile temizleyip 2 yaşından sonra ise normal fırçaya geçeceğiz.

Zibidikuş‘un başında alın bölgesinin hemen üstü biraz kötü kokabiliyor. Bunun sebebi nedir?

Meğerse o bölgede konak oluşumu varmış. Gözle pek görünmüyor. Doktorumuz saf zeytinyağı ya da badem yağını banyodan önce sürüp yumuşatarak ince tarak ile taramamızı önerdi.

İlk adım ayakkabısı ne zaman almamız gerekiyor?

Zibidikuş şuanda ayakta durabiliyor, tutunarak sıralıyor. Fakat tam olarak serbest bir şekilde adım atıp yürüyene kadar evde çıplak ayak dışarıda makosen denilen tamamen deri yumuşak patikler ile yürüyecek. Kendi kendine yürümeye başladığından ise bilekten destekleyen ortopedik OLMAYAN ve anatomik olan bebek ayakkabısı giyecek.

Ben Zibidikuş‘a karadut sızması alıp su ile seyrelterek şerbet gibi arada vermek istiyorum verebilir miyim?

Abartmadan verebilirmişim. Zira şekerli olduğundan çok ismesini de pek önermedi doktorumuz.

Bunların dışında kontrolümüz güzel geçti. Yine çok kg almamış fakat boyu 2.7 cm uzamış. Doktorumuz yapısının böyle olduğunu söyledi zaten daha hamileyken kendi doktorum espiriyle slim fit kız olacak demişti haklıymış 🙂

Ben doktorumuzun da önerisiyle Zibidikuş‘a hiç demir ilacı vermedim. Bu süreye kadar ek gıdadan almasını istedik. Sabahları keçiboynuzu özü verdim ve çorbalarını hep demir ağırlıklı sebzelerden yapmaya çalıştım. Bu kontrolde hem kan sayımı hem de demir kontrolü için kan verdi. Bu sefer biraz sorunlu oldu, ufaktan hastaneyi inlettik 🙁 Sizlere tavsiyem bebeklerinizden kan alınacaksa özellikle bebek hemşiresi istemeniz. Damarları çok zor bulunduğundan ne kadar deneyimli o kadar iyi 🙂

Kan sayımı ve genel olarak sonuçlarımız iyi çıktı. Fakat demir değeri biraz düşük çıktı. Doktorumuz bunun şuan için bir sorun olmadığını fakat anemiye yatkınlığı olduğu anlamına geldiğini söyledi. Biz de şase şeklinde ve toz halinde, yemeklere karıştırılarak kullanılan bir demir ilacına başladık. Zibidikuş 2 ay süre ile bu ilacı kullanacak, sonra tekrar değerlere bakacağız.

Bu ay yemek düzeninde hiçbir şey değişmedi, aynen devam ediyoruz. Kontrolümüzde kızamık ve menengikok (menenjit) olmak üzere iki adet aşı yapıldı. Menenjit aşısı standart olarak yapılmayan ücretli bir aşı, fakat doktorumuz önerdiği için yaptırdık. Aşılar her zamanki gibi sonrasında ateş yapmadı, fakat biraz uyku hali vardı. Bir de bir bacağı alerjik reaksiyon gösterdi ve aşı yeri biraz şişip kızardı. Doktorumuzun önerisiyle iki adet merhem kullandık ve geçti.

Lida’nın bünyesi alerjik olduğundan balık ve ceviz yemeye Eylül’de başlayacağız. Süt ürünleri alerjisinde ise bir süredir diyet yapmamama ve süt ürünleri tüketmeme rağmen Zibidikuş‘da bir tepki oluşmadı. Haftaya birer kaşık ile başlayarak keçi yoğurdu vereceğim. Yumurta diyetine devam ediyorum. Fakat keçi sütü konusunu başarıyla geçersek bir sonraki hafta yumurtaya da başlayabilirim.

Zibidikuş bu ay köfte yemeyi çok seviyor. Fırında patates ve havuçla pişirip eline veriyorum. Eskiden daha çok parça ziyan ederdi, fakat artık küçük parçaları da alıp yiyebildiğinden daha az ziyan ediyor. Meyve olarak en çok kayısı ve şeftali yiyor.

Muayene sırasında bacaklarını W pozisyonunda tutarak oturuyordu. Doktorumuz da bunun çok sakıncalı olduğunu ve izin vermememiz gerektiğini söyledi. Ben zaten daha önceleri okuduğumdan biliyordum ve olabildiğince müdehale ediyordum. Siz de neden diye soruyorsanız açıklama olarak şuradaki yazıyı verebilirim.

Zibidikuş‘un kilosu bu ay 8007 ve boyu 72,7 cm olmuş. Şimdilik bir sıkıntımız yok :).

Yazıyı bitirmeden önce bir konuda uyarımı da yapayım; lütfen çocuklarınızı özellikle kilo ve boy konusunda başka çocuklarla karşılaştırmayın. Her bebeğin kendine göre gelişimi farklıdır. Yazılan, önerilen hiç bir ilacı kendi doktorunuza danışmadan kullanmayın.

Şimdilik bu kadar.. Görüşürüz 🙂