Geniz Eti ve Bademcik Ameliyatı

Lida’nın alerjik bünyeli bir çocuk olduğunu bilenler bilir. Annelikte de beni en çok zorlayan konulardan biridir bu, çünkü alerjik bünyeli olmak hastalıklara karşı hassaslaştırmakla kalmıyor, bazen insanın ruh halini bile etkileyebiliyor.

2018 yılının Eylül ayından beri Lida bir çok defa hastalandı. Özellikle kulaklarını vuran bu hastalıklar antibiyotik kullanımını gerektirdi. Dönem başından beridir 5 defa antibiyotik kullanmıştır. Bu durum beni inanılmaz rahatsız ediyordu. Çünkü tam iyileşti derken, hop yine başlıyordu. Kulaklarda sıvı birikmesi sebebiyle çoğu zaman bizi duymuyor, ara ara da ağrı çekiyordu. Üst solunum yolu hastalıklarının yakamızı bırakmadığı bir dönemin sonunda her şey çığrından çıktı.

Yaklaşık 6 gün kesintisiz süren 38-41 derece ateşin ardından iyileştiğini ve sakinlediğini düşündüğüm çocuk iyice nefes alamamaya ve beni yine duymamaya başladı. Öyle ki bir şey dinlerken sesini sonuna kadar açtırıyor, söylenilenleri tekrarlatıyordu. Burnunu sürekli temizlememize, yıkamamıza ve bilimum burun açıcı önlemleri almış olmama rağmen o burun hep tıkalıydı. Sürekli horluyor ve ağzı uyurken asla kapanmıyordu. Bu durum Lida’yı ruhsal olarak çok etkilemeye başlamıştı, çünkü nefes alamıyor ve alamadıkça sinirleniyor, asabileşiyordu. Geceleri bitmek bilmeyen uyku terörleriyle savaşır olduk. Gece aniden uyanıyor, anne nefes alamıyorum diye ağlıyor ve camları sonuna kadar açtırıyordu fakat yine de sakinleştiremiyorduk.

Durum böyle olunca yeniden doktora gitmeye, fakat bir kbb uzmanına götürmeye karar verdim. Arkadaşımızın önerisi ile Fulya Acıbadem’de Melih Ömür’den randevu aldık. Lida’yı gördüğü gibi geniz eti muhtemelen çok büyük dedi. Tam mevsim geçişi ve alerji mevsimi olduğundan Lida fazlasıyla etkilenmişti. Burnuna baktığında olduğu gibi açıktı, nefes alamaması için sebep yoktu. İki kulağı da sıvı ile dolmuştu ve beni düzgün duyamıyordu. Tabii ki bu durum da onu asabileştiriyordu. Basınç testi yaptı ve geniz eti olduğundan emin olduğunu söyleyerek, en kısa sürede ameliyat önerdi. Kendisi gerçekten çok iyi bir doktor ve bana neyin neden ve nasıl olduğunu çok güzel açıkladı. Geniz etini tamamen alacağını, bademcikleri almak istemediğini fakat radyo frekans ile küçülteceğini ve kulağına tüp takmayacağını, bir çizik atıp mevcut sıvıyı akıtacağını söyledi. Genelde bu tip ameliyatlarda tüpü de takıyorlar, fakat doktorumuzun dediğine göre kulakta sıvı birikmesinin sebebi geniz etinin sıvının akmasını engelleyecek şekilde yolu tıkamış olması. O ortadan kalkınca sorun da kalmayacaktı. Bir sonraki hafta salı günü sabah 07:30 ‘a ameliyat randevumuzu aldık.

Lida’ya hiçbir şey söylemedim. Ameliyattan önceki gece 12’den sonra su dahi içmeyecekti. Akşam uykusuna iyice suyunu içirip yatırdım. Sabah 05:40’da odasına gidip uyandırdım. ‘annecim burnundan nefes alamıyorsun ya, doktor şimdi müsaitmiş bir gidip burnuna baktıracağız’ dedim. Beni şaşırtan bir şekilde ‘tamam’dedi ve sorunsuz bir şekilde hastaneye gittik.

Odamıza yerleştik ve daha önceden aldığım iki oyuncaktan birini çıkarıp verdim. Ameliyatta kadar onunla oynadı, iPad izledi. Ameliyattan 30dk öncesinde hemşire küçük bir bardakta şurup şeklinde sakinleştirici getirdi. Lida onu içtikten 10 dk sonra kafasını tutamaz oldu, fakat tam bir sarhoş gibiydi. Çok keyifliydi, sürekli gülüyordu bizi de çok güldürdü :). Ameliyathaneye kadar birlikte indik ve ne olup bittiğinin pek farkında değildi. Daha öncesinde görüşmeye gelen anestezi doktoruna damar yolunun Lida uyuduktan sonra, ameliyathanede takılmasını istediğimi belirttim ve o şekilde taktılar. Böylelikle damar yolu açılırken ayrı bir travma yaşanmamış oldu.

Ameliyathaneye girip odasına gelmesi yaklaşık 1 saat sürdü. toplamda 20 dk narkozun etkisi ile baygındı ve operasyon 5dk’da bitti. Uyanma odasında Lida uyandıktan sonra hemşireler beni çağırdı. Gittiğimde biraz ağlamaklıydı fakat beni görünce sakinledi. 30 dk orada bekledikten ve boğazı rahatlasın diye soğuk buhar verdikten sonra odamıza çıktık.

Ara ara boğazım acıyor dedi, bol bol uyudu ve ameliyattan 2 saat sonra ilk olarak dondurma yedi. Saat 14:00’de hastaneden ayrılıp evimize geldik. O kadar iyiydi ki eve girmeden önce pazarda dolaşmak istedi. O gün ve ertesi gün mümkün olduğunca ılık ve çok sert olmayan kıvamda besinler tüketti. Genelde çorba içirdim. Daha sonra normal düzenine devam etti. İlk gece itibarıyla ağzını kapatarak uyumaya başladı ve ameliyat gününden beri inanılmaz rahat nefes alıyor, gece terörleri bitti ve sakinledi. ilk 3 gün boğaz ağrısı ara ara devam etti.

Şu an çok şükür çok iyi. Doktorumuz iştahının artacağını ve kilo alacağını söyledi. Geniz etinin büyük olması ve problem yaratması gelişimi büyük oranda etkiliyormuş. Ameliyatı iyi ki yaptırmışız ve doktorumuz bizim şansımız oldu.

Maceramız bu kadardı. Aynı problemi yaşayanlara ve ameliyatı geçirecek olan kuzulara şimdiden çok geçmiş olsun.

Gece Terörü

Bu yazımda, anne ve babaların dönem dönem karşılaşıp, şoka uğrayıp ve korkup ne yapacaklarını bilemediği bir durum olan gece terörünün ne olduğundan ve kendi tecrübelerimle bizim bunu nasıl yaşadığımızdan bahsedeceğim.

Bazı geceler hatta nadiren de olsa gündüz uykularında bebeğiniz birden uyanıp ağlamaya, ellerini ve kollarını çırpmaya başlamış olabilir. Hatta bu sırada sizinle iletişim kurmaz, uyanık görünür, gözleri açıktır ve hatta size bakıyordur fakat bir türlü susturamıyorsunuzdur. 0-4 yaş arasında görülebilen bu durum günümüzde ‘gece terörü’ olarak adlandırılıyor.

Bunun belli başlı sebepleri var. Bunlar;

  • Çocuğunuzun gün içerisinde olağan dışı bir durumla karşılaşması. Bir şeyden korkması, tv’de aklını kurcalayacak bir programa maruz kalması, deprem olması vs vs gibi.
  • Güvenli bağın zedelenmesi. Yani güvendiği kişinin yanında olmaması. Örneğin ilk defa annesi dışında biri ile uykuya dalması. Annesinin gelmeyeceğini düşünmesi. Rüyasında boşluğa düşüp onu tutan birinin olmaması ya da bir şeylerden korkup kaçması ve bir türlü annesini bulamaması gibi.
  • Çok derin uyuması. Derin uyku sırasında örneğin altını ıslatması, bunu farketmesi ama uyanamaması. Ya da bir kabus görmesi, uyanmaya çalışması ama uyanamaması gibi.
  • Hasta olması, bir kaç gündür devam eden uykusuzluk ve yorgunluk gibi.
  • Solunum yollarının tıkanması, derin uyku sırasında birden burnunun tıkanması ve aniden nefes alamaması. Fiziken uyanması ama ruhen uyanamaması gibi.

Gece teröründe genelde çocuk fiziken uyanıyor fakat ruhu hala uyuyor, yani bir türlü kendine gelemiyor ve gerçek ile rüyayı ayırt edemiyor. Bu durumda müdehale şekli çok önemli zira yanlış bir tepki akıl hastalığına kadar götürebiliyor diye biliyorum.

Yapılması gereken, çocuğu asla uyandırmamak. Yüzüne su atmamak, sarsmamak, yanaklarına vurmamak. Sadece ellerini tutun ve yanında olduğunuzu hissettirin. Bir süre sonra kendine gelip uyumaya kaldığı yerden devam edecek ve tüm bu olanları hatırlamayacak.

Şimdi gelelim bizim başımıza gelenlere;

Zibidikuş bundan aylar önce bir defa bunu yaşadı. Fakat okuduğumdan ve gördüğümden bilinçliydim ve normal karşılaşmıştım.

Uzun zaman sonra ilk defa dün gece yaşadık. Fakat öyle bir zamanda oldu ki elim ayağıma dolandı, anlatıyorum;

Zibidikuş bir kaç gündür ateşli ve ateşi 39’u buluyordu. Burnu tıkalı ve geniz akıntısı da var. Son 2 gündür iyiye gidiyordu ve ateş yok olmuştu. Keyfi de çok iyiydi. Dün akşam katılmam gereken bir davet olduğundan babaannesi ile bıraktık. Akşam 21:40 gibi evdeydim ve babaannesi sorunsuz bir şekilde uyutmuştu. Sadece burnu tıkalı olduğundan açtırmak istememiş ve öyle uyumuş. Ben geldiğimde uyumaya devam ediyordu.

Bir saat sonra öksürdü ve uyandı. ”Annecim ben geldim, hadi burnunu yıkayalım bak rahat uyursun?” dedim. Beni görünce sevindi ve burnunu temizlemek için banyoya gittik. Suratına su değdiği an çığlığı bastı ve resmen delirmiş gibi kendini parçalamaya başladı. Saçını başını yoluyordu, beni dinlemiyordu. Sadece bağırıp, ağlıyordu ve asla bana tepki vermiyordu. Babasını görünce korkup kaçmaya başladı. Başta ne olduğunu anlayamadım ve az önce uyanık olduğundan aklıma gece terörünü de getiremedim. Başını gösterip uff diyordu ve başında bir sorun var herhalde diye düşündüm hazırlanıp hastaneye gitmek üzereydik ki 20 dk sonra sihirli değnek değmiş gibi sustu. ”Lida sustu, anne” dedi ve boynuma sarıldı, beni öptü gülmeye başladı. Babasının kucağına gitmek istedi, ona da sarıldı ve öptü. Şoka uğradım. Ne olduğunu o ana kadar anlayamamıştım ki kendine geldiğinde tüm o süre içerisinde aslında uyuyor olduğunu farkettim.

Başının acıyıp acımadığını sordum ve hayır dedi. Saçlarını toplattı ki elletmiyordu bile ağlarken. ”Sen demin ağladın mı?” diye sorduğumda hayır ağlamadım dedi. Yani olan biteni hatırlamıyordu. Anne yatalım dedi ve gayet sakin bir şekilde uyuduk.

Şimdi burada Zibidikuş‘u bu duruma sürükleyen faktörleri sayalım;

  • Bir kaç gündür hasta, uykusuz ve yorgun olması.
  • Babaanneyi çok seviyor ve çok düşkün olmasına rağmen bilinç altında benim olmadığımın farkında olması.
  • Benim onun uyandığını düşünüp, banyoya götürüp burnunu yıkamaya çalışmam ve aslında o uyuyorken yüzüne su değdirmem.

Zibidikuş fiziken uyanmış olmasına rağmen aslında beyni hala uyuyordu ve ben farkında olmadan uyandırmaya çalıştım.  Çok ama çok korkunç bir andı ve bir daha yaşanmamasını umuyorum.

Bizim tecrübelerimiz bu şekilde. Diliyorum kimse yaşamaz, yaşandığında da bilinçli bir şekilde panik olmadan atlatır 🙂

Zibidikuş 21-22 Aylık

Zibidikuş 23 aylık olmak üzere ve ben 21-22 ay yazısını şimdi yazıyorum 🙂 Hayat zor, vakit az, keyif çok yok. Yani bilgisayar başına oturup yazacak enerji bulamıyordum ama bir yerden başlamak lazım değil mi?

Zibidikuş değişti. Yani gerçek anlamda değişti. Mizacı, huyu, suyu, hareketleri, tavırları, tepkileri yani kısaca hemen hemen her şeyi değişti ya da değişmeye başladı. Geçtiğimiz iki ay benim için de onun için de çok zorluydu. Hastalıklar atlattık ve bu hastalıklar sırasında duruma ayak uyduran davranışları, mızmızlıkları vs beni yedi bitirdi. E anne olmak böyle bir şey tabi, şikayet etmeye pek de hakkım yok 🙂

Öncelikle uyku düzeninden bahsetmem gerekirse; Hala akşamları 20:30’da banyo yapıyor ve sonrasında uyuyor. Saat 21:00’de tam olarak uykuya dalmış oluyor. Kendi psikiyatrimin önerisi ile  bu zamana kadar sadık kaldığım uyku rutininin ara ara dışına çıkıyorum. Biraz esnetmemin iyi olacağını söyledi. Yani illa her akşam banyo yapacak gibi bir kuralım yok. Bazen gün içerisinde yaptığı etkinlikler sonrası, bazen park sonrası eve geldiğimizde yıkıyorum ve akşam banyo yapmadan direkt uykuya geçiyor. Uykuya geçişinde pek bir şey etkilemedi, fakat kendimden biliyorum ki uyku öncesi banyo bünyeyi biraz olsun rahatlatıyor. Gündüz uykuları genelde ya 1-2 saat arası değişiyor. Geçtiğimiz ay yazısında, gündüz uykuları sırasında uyanıp beni istediğinden bahsetmiştim. Onlar çok azaldı hatta neredeyse bitti.

Yemek konusu ise hala çok düzenli sayılmaz. Sabah kahvaltısını iyi sayılabilecek düzeyde yapıyor,  fakat öğle ve akşam yemeklerinde belli bir düzeni yok. Hala bol bol taze ve kuru meyve tüketiyor.

Zibidikuş‘da gözlemlediğim değişiklikler;

  • 2 yaş sendromu şu ana kadar ki en yoğun döneminde. İnadı katırlara taş çıkartır. Öyle ki, dışarı çıkarken atıştırmalık üzümleri koyduğum kabın kapağının rengi kap ile uyumlu değil diye üzümler havada uçuşabiliyor. Tepinmeler, ağlamalar her gün yaşanıyor.
  • Her şeyi kendi yapmak istiyor. Panjur açmak, ışıkları kapamak, ayakkabı giymek, el yıkamak vs vs. Eğer ki düşüncesizlik edip en ufak bir hamlede bulunursanız önünüzdeki en az 30 dk yok sayın. Çünkü krizler eşliğinde ağlamaya başlıyor.
  • Akşam banyodan sonra okuyacağı kitabı kendi getiriyor, ışıkları ve panjurları kendi kapatıyor, hatta müziğini de kendisi açıp öyle yatıyor.
  • Zibidikuş hala ben olmadan uyumuyor. Bir süredir babası ile birlikte uyutuyoruz. Uyutmaktan kastım odada bulunuyoruz. Odada bulunmam ona yetiyor.
  • Geceleri yanıma gelmek istemeye başladı. Bunun olamayacağını anlatıyorum her seferinde. Bazı geceler direniyor ve ağlıyor ama sonunda kabullenip yatağına yatıyor ve uyuyor. Sabah olduğunda yanıma geliyor ve biraz yatakta vakit geçiriyoruz.
  • Olaylar, nesneler ve kişiler arasında çok güzel bağlantı kuruyor. Hangi eşyayı ona kim aldı biliyor ve o eşyayı gösterip kişiyi söylüyor. Örneğin, halıyı gösterip ‘Nene’ diyor çünkü odasındaki halıyı ona babaannesi aldı. Gün içerisinde defalarca, farklı farklı eşyalar ile yaşıyoruz bu durumu.
  • olmayacak bir şey istediğinde ağlama krizine giriyor ve ilgisini farklı bir yöne çekmek artık çok zor. Benim bununla baş etme yöntemim ise sakin kalmak. ”Ağladığın sürece seninle konuşmuyorum, sustuğunda yanıma gelebilirsin, istediğin kadar ağla” diyorum. 5 dk sürmüyor ‘anni anni’ diye yanıma geliyor.
  • Beni gözlemleyerek hiç ummadığım şeyleri öğrenmiş. Örneğin; kağıt kek kalıbı bulup bana getirdi ve fırını açıp içine koydurttu. Gözlem yeteneği müthiş gelişmiş düzeyde bu aylarda.
  • Telefonla konuşmaya bayılıyor. Eline bir şey alıp telefonmuş gibi birileriyle konuşmaya çalışıyor. Gün içerisinde defalarca diyalog kuruyoruz.
  • Kelime dağarcığı oldukça genişledi. Hiç ummadığım bir anda hiç ummadığım bir kelimeyi ağzından çıkarabiliyor.
  • Bir şey söyle dediğimde asla söylemiyor. Ya inadından ya da utanıyor.
  • Babaanneye çok düşkün olmasına rağmen, sanıyorum sendrom sebebiyle onunlayken bile anne diye tutturabiliyor. Beni aradığı zaman oyalamak zorlaşıyor.
  • İçtiği suyu, ağzında tutup tükürme huyundan çok şükür vaz geçti.
  • Şarkı söylemeye ve dans etmeye bayılıyor.
  • Bu aylarda gün içerisinde ara ara iPad kullanmaya başladı. Youtube’dan sevdiği çizgi film ve şarkıları dinliyor. Eğitici uygulamalarda oyunlar oynuyor. Yine de asla tüm gün elinde iPad dolaşmasına izin vermiyorum.

Bu yaz tatil yapamadık. 1 haftalığına Çeşme’ye gitmiştik, fakat öncesinde ve sırasında hastalandı. Norovirüs kapmış ve İstanbul’a dönmek zorunda kaldık. Yoğun ishal ve kusma ile geçen kabus gibi günlerdi, çok şükür atlattık. Sitemizin havuzunda yüzerek biraz serinledik.

Geçtiğimiz günlerde de Adenovirüs kapmış. Sabahlara kadar karın ağrısı ile kıvrandı ve onu da çok şükür atlattık. Bu virüslerin ve hastalıkların yakamızı bırakmasını umuyorum. Lütfen çok dikkat edin, çok salgın var.

Doktor kontrolümüz 2 yaşında gerçekleşecek. O sebeple hala tartılmış ve boyu ölçülmüş değil, yani güncel bilgi veremiyorum.

Artık 2 yaş yazısında görüşürüz, sevgiyle kalın 🙂