Zibidikuş 1 Yaşında

12-ay12 ay geçti, gitti ama nasıl geçti, hangi ara bitti anlamak güç. Zibidikuş boksör burunlu, bir avuç bebecikken kocaman, çok güzel bir kız oldu. Bu bir senenin her anını doya doya yaşadım.  Huyu gerek diş gerek atak dönemlerinde geçici olarak sürekli düzeldi bozuldu ama yaşına girdiğinden beri yavaş yavaş karakterinin oluşmaya başladığını hissediyorum.

Bu ay Zibidikuş‘un 1 yaş partisi vardı. Babaannemiz güzel bir organizasyon yaparak tüm aileyi ve sevdiklerimizi bir araya getirdi.

Neredeyse 2 ay bekledikten sonra 1 yaş kontrolümüzü de bu ay gerçekleştirmiş olduk. Benim Zibidikuş‘da gözlemlediklerim ve doktorumuzun bizimle paylaştıklarını bu yazımda sizinle paylaşacağım.

Bu ay gözlemlediklerim şöyle;

  • En çok farkedilen ve en çok gözüme çarpan değişikliklerden biri Zibidikuş‘un ‘ben yapacağım’ huyu edinmiş olması. Başta yemek olmak üzere bir çok konuda kendisi yapmak için benimle inatlaşıyor. En büyük sıkıntım yemek konusunda, çünkü henüz kaşık tutamadığı için sulu yemekleri ya da pilav gibi kaşıkla yiyebileceği besinleri kendi yemek isteyip yiyemiyor ve benim yedirmemi de kabul etmiyor.
  • Yukarıda da bahsettiğim gibi bizden görüp çatal kaşık kullanmak istiyor. Yemek yerken eline çatal tutuşturuyorum. Besinleri tam olarak hedefleyemese de benim yarı desteğimle bazı yiyecekleri çatalla yiyebiliyor. Fakat kaşık konusunda daha çok yol gitmemiz lazım. Şimdilik koyu kıvamlı, süzme yoğurt gibi yiyebileceği besinleri kaşıkla sunuyorum.
  • Bağımsız olarak yürüyebiliyor. Hala tutunacak bir destek arıyor ama tutunmadan 4-5 adım atabiliyor.
  • Aşırı meraklı bir yapıya geçti. Karıştırmadığı yer yok. Salonda rafları aşağı indiriyor.
  • Nesnelere bağlanıyor. Dönem dönem bazı nesnelere fazlaca bağlanıyor. Örneğin bir süredir ıslak mendil paketlerine takmış vaziyette. Gördüğü yerde mutlaka istiyor ve aldığında asla bırakmıyor, hatta onunla uyuduğu oluyor.
  • Yavaş yavaş kurnazlıklara başladı. Örneğin sabah ve öğlen asla ağzına sokmadığı yemeği akşam yemek istemediği başka bir yiyecekle karşılaştığında hapur hupur götürüyor. Örneğin yaptığım sebzeli pankeki öğlen yediremedim ama akşam çorba içmek istemediği için bana masadaki pankeki gösterdi ve verdiğimde hepsini yedi.
  • Kendi kendine oyun oynama süresi uzadı. Yine çok fazla değil ama 10-15 dk oyuncakları ile oyalanabiliyor.
  • Her şeyi anında kopyalıyor. Annem bir defa şişeye üfleyip ses çıkarmayı gösterdi ve şimdi her şişe gördüğünde üflemeye çalışıyor. Parmaklarını tek tek sayıyor tabii ki sadece ‘bir’ diyor 🙂 Oyuncak bebeğinin parmaklarını da aynı şekilde saymaya çalışıyor.
  • Giysilerini kendi giymeye çalışıyor. Çorabını ayağına sokmaya çalışırken, tokasını kafasına koyuyor :).
  • Karnı acıktığında mama diyor. Mama ek gıda oluyor eğer meme isterse yakama yapışıp meme diyor.
  • Oyuncakları amacına uygun kullanmaya başladı. Yani küpleri üst üste koymaya çalışıyor. Kapakları yerine takmaya çalışıyor. Yapamadığında hırs yapıp kızıyor ve elinden atıyor 🙂
  • Kedi gördüğünde ‘meow’ diyor.
  • Uykusu günde 2’ye düştü. Önceden 3 ya da 4 defa 30’ar dk uyurdu. Şimdi gündüz 11:30 ve öğleden sonra 15:00 civarı iki defa uyuyor. Uyku süresi ise toplamda 1 ile 1.5 saat arasında değişiyor.
  • Gece uykuları ise geçen aya göre yine değişti. Kesintisizi uyumaları geçti yine 3-4 defa uyanıyor.

Gözlemlediklerim bu kadardı.  Doktorumuzla konuştuklarımıza geçersek;

  • Zibidikuş‘un 8 adet dişi var. Artık parmak fırça ile her yemek sonrası ya da 1 numaralı fırça ile sabah akşam fırçalayabilirmişim. Macun asla kullanılmayacak.
  • Şuanda Adidas’ın ilk adım ayakkabısı olan Dragon modelini giyiyor ve doktorumuz şimdilik yeterli olduğunu söyledi.
  • Artık ahşap yapbozlar ile oynamaya başlayabilirmiş.
  • Parmak boyası yapabilirmiş, fakat her şeyi ağzına götürdüğünden yoğurdu renklendirip yapmamın güzel olacağını söyledi.
  • 18 aya kadar gece emmelerinin normal olduğunu, eğer 30dk’da bir uyanmıyorsa gece 2-3 defa uyanmasının sıkıntı olmadığını söyledi.
  • Süt, bal, midye, dip balıkları, salam, sosis ve sucuk haricinde artık her şeyi yiyebiliyor. Şeker zaten vermiyorum. Tuz da yiyebilirmiş ama gerekli değilmiş.
  • Doktorumuz Zibidikuş balık pek yemediği için balık yağı şurubu kullanmamızı önerdi.
  • 2 ay süreyle kullandığımız şase halindeki demir ilacını da sonlandırdık. Tekrar kan alınıp kontrol edilmedi. Doktorumuz canını yakmaya gerek yok, ilerde başka bir şey için kan alınırsa o arada bakarız dedi.
  • Kilo yine yok derecek kadar az almış, fakat boyu 4 cm kadar uzamış. Kesinlikle kafama takmamam gerektiğini, yediklerinin hep boya gittiğini ve çok iyi olduğunu söyledi.
  • iki adet bacaktan bir adet de koldan olmak üzere 3 adet aşı vuruldu.

O akşam aşılar ateş yaptı ve 38.5 dereceye ulaştı. Fakat üzerine çıkmadığı için ilaç vermedim. Ayak bileklerine soğuk kompres yaparak ateşini düşürdüm. Sabah daha iyiydi. Sonuç olarak Zibidikuş ‘un kilosu bu ay 8246gr ve boyu ise 76.8 cm.

Bir sonraki kontrolümüz 1.5 ay sonra, bakalım neler neler olacak.

 

Zibidikuş 10 Aylık

10.ayZibidikuş‘un 10. ayını doldurmasının üzerinden 2 hafta geçti ve ben anca yazabiliyorum. Daha önce de bahsettiğim gibi artık doktorumuza bir ay atlayarak gidiyoruz. Son kontrolümüz 9. aydaydı, bir sonraki Eylül ayında yani 11. ayda olacak. Bu yazımda bu ay neler gözlemledim ve neler yaşadık onlardan bahsedeceğim.

Zibidikuş 10. ay içerisinde resmen büyüdü. Yani fiziksel olarak gözle görülür şekilde büyüdü. Diğer taraftan gelişimsel olarak 9. ay ile çok bir fark yok, 9. ayda öğrendiklerini pekiştirdi diyebiliriz.

Bu ay adım adım setlerinden alıp denemek istedim. Ne olduğunu bilmiyorsanız şuradan web sitelerine bir göz atabilirsiniz. Kısaca bahsetmem gerekirse 9-48 ay arası çocukların gelişimine uygun aktiviteler içeren bir kutu. Abone oluyorsunuz, bebeğinizin ayına göre her ay evinize geliyor ve yönergeleri takip ederek bebeğinizle kaliteli vakit geçirebiliyorsunuz.

Ben denemek istediğim için abone olmadım. D&R mağazalarında da satılıyor, tek tek de satın alabilirsiniz ben öyle yaptım. Zibidikuş oldukça ilgilendi. Bu aktiviteler sırasında ve genel olarak bu ay gözlemlediklerim ise şöyle;

  • Zibidikuş yavaş yavaş organlarını öğrenmeye başladı. Her sorduğumda olmasa da canı istediğinde gözlerini, burnunu gösterebiliyor.
  • Nesneleri ayırt edebiliyor. Yani ”araba nerede?”, ”Top nerede?” gibi sorulara gayet düzgün yanıt veriyor. Tabii ki konuşarak değil, gidip buluyor ve eline alıyor 🙂
  • Hayvanları kısmen öğrendi. Aynı şekilde ”Köpek nerede?” diye sorduğumda kartı getirebiliyor.
  • Kitaplarla oldukça ilgilenmeye başladı. Özellikle hareketli kitaplar, onda merak uyandıran kitaplarla çok ilgileniyor.
  • Dans konusunda kendini aştı, uzaktaki bir okulun teneffüs zilini bile duysa popo sallıyor 🙂
  • Yemeklerde seçicilik başladı. Örneğin; haşlanmış kabak sevmiyor ama yoğurdu seviyor. Eğer kaşığı o bakarken kabağa sokup, yoğurda daldırırsam, çaktırmadan kabak aldım diye yoğurdu da yemiyor 🙂
  • Çok sevdiği bir yemek de olsa, başka çok sevdiği yeni bir yemekle karşılaştığında bir öncekini unutuyor ve yemiyor.
  • Yiyecekleri önüne tek tek koyuyorum. Tabakla karışık halde koyarsam öncelikle sevdiklerini yiyor. Sevmediklerini bırakıp, tabakla oynuyor.
  • Çatal, kaşık kullanımına henüz başlamadık. Çatalı arada eline veriyorum, fakat yemeğe benim batırmamı istemiyor. Eğer batırırsam kızıyor ve yemiyor. Kendi de batıramıyor öyle oynuyoruz 🙂
  • Parmakları cımbız gibi, yerdeki en ufak toz tanesini dahi farkederse alıp ağzına atıyor. (Ne yapacağım bilmiyorum :/)
  • Her yeri, her şeyin karıştırmaya başladı. Bundan inanılmaz zevk alıyor.

Gözlemlediklerim bu kadar. Bu ay neler yaşadığımıza gelecek olursak, bizi etkileyen en önemli şey Zibidikuş‘un virüs kapmasıydı. Aniden ishal oldu ve 2 gün geçmeyince doktora gittik. Huzursuz değildi, ateş, kusma yoktu ama sadece yoğun olarak ishali vardı. Doktorumuz gaita tahlili istedi. Ben de güya hazırlıklıydım ve bezini yanımda götürmüştüm. Fakat bilginiz olsun kakayı yaptıktan en geç 40 dk içerisinde labaratuara ulaştırmanız gerekiyormuş. O sebeple eve geri döndük ve ertesi sabah yaptığı gibi hastaneye gittik.

2 günde 200 gr vermişti. Doktorumuz her ne sebeple olursa olsun bebekler hastalandığında, ishal olduğunda ağırlıklarının %20 sini kaybeder dedi. Tahlil sonucunu ertesi gün değerlendirdi ve Norovirüs adında bir virüs çıktı. Havadan ve sudan bulaşan bu virüs son derece bulaşıcıymış. Yetişkinlerin özellikle dikkat etmesi gerekiyormuş çünkü iyileşmesi bebeklere göre daha zormuş. Doktor bana dikkat etmemi, hijyen sağlamamı ve eğer bana bulaşırsa damar yolu bile açmak gerekebileceğini söyledi.

Çok şükür Zibidikuş‘un’nın sadece bağırsakları etkilendi ve dolayısıyla iştahı. İki adet bağırsak düzenleyici ilaç verdi. Patates, pirinç, yoğurt, elma suyu ve şeftali suyu dışında ağzına her ne giriyorsa hepsini kestik. Doktorumuz bu hastalığın 1 hafta 10 gün sürebileceğini söyledi. Yaklaşık 1 hafta boyunca kakasını gözlemledim ve 1 haftanın sonunda eski haline geri döndü. Virüsten kurtulduk ve eski yeme düzenimize de geri döndük.

Derken bir baktım 6 diş birden geliyor!!! Bunun da ishaline etkisi olmuş olabilir tabii ki ama iştahsızlığında çok fazla etkisi olduğuna eminim. Bunlar yetmiyormuş gibi, 10. ayın son haftasından beridir tam atak evresinin ortasındayız. Siz de bebeğinizin haftasını ”Harika haftalar” uygulaması ile takip edebilirsiniz. Daha önce şuradaki yazımda da bahsetmiştim. Atak dönemi bizi şu sıralar epey etkiliyor, fakat 11. ayın içerisinde olduğumuzdan bunları 11 ay yazısında yazacağım :).

Bu ay Zibidikuş sivri sineklerin istilasına uğradı ve hala ara ara uğruyor. Evimizde sineklik yok. Yaptırma arefesindeyken çıkan bir kaç problem yüzünden yaptıramamıştık ve öyle kaldı. Kimyasal içeren hiç bir sinek kovucuyu kullanmıyoruz. Odasında cibinlik de yok, gece çok sık uyandığı için bu sıralar cibinlik sürekli açılacağı için koymayı düşünmemiştim. Zibidikuş doğduktan sonra en sevdiğim alışveriş sitesi olan bebekhouse.com‘dan Mambino markasının tamamen doğal yani %100 organik sinek kovucusunu satın aldım. İşlevsellik açısından memnunum fakat yoğun limon kokusu Zibidikuş‘u uykuda biraz rahatsız etti gibi geldi.  Farklı markalar da varmış araştırıyorum. Onun dışında prize takılan gece lambası gibi mor ışık satın aldım. Sinekler mor ışığa geliyor ve lambanın içerisinde hapsoluyor. Şu sıralar Migros’da bulabilirsiniz. Bir de bugün anneanne usulü yarım limona karanfil batırmayı denedim bakalım ne olacak.

10. ay bir çırpıda geçti. Nasıl oldu anlamadım bile. Şimdilik benden bu kadar, 11. ay yazısını doktor kontrolümüzden sonra paylaşacağım 🙂

 

Soğuğu Seviyoruz, Herkese Gidiyoruz

Zibidikuş şu anda 4.5 aylık ve maşallah çok sağlıklı bir bebek ( tahtalara vurun, dilinizi ısırın). En ufak bir çizikte hastaneye koşturan taze anne babalar olarak hasta olmaması için her ebeveyn gibi gözünün içine bakıyoruz. Fakat etrafımızda benim aksime o kadar insan var ki çoğu zaman, çoğu yerde mutlaka bir müdehalede bulunuyorlar. Büyüktür diyip, ses etmeyip kibar bir şekilde açıklıyorum kendimi.

Zibidikuş doğduktan sonra hastaneden çıkana kadar tek giydiği iç atlet, uzun kollu zıbın, eldiven ve şapkaydı. Uyurken üzerine penye battaniyesini örtüyordum. Başka hiçbir şey giydirmiyordum. Doğum Ekim ayında olduğu için hava ne sıcak, ne soğuktu. Hafif serinlik vardı. Eve geçtikten sonra doktorumuzun da önerisiyle camı hiç kapatmadık. Banyo yaparken bile oda sıcaklığı 21 derece olup, cam hep açıktı. Kar yağana kadar o cam hiç kapanmadı. Kar olan günlerde de içerideki hava temizlensin diye her gün düzenli olarak bir kaç saat camı açıp odayı havalandırdım.

Havaların 0 dereceyi gördüğü günlerde bizim ev içi sıcaklığımız gündüz 19, gece 18 dereceydi. Biz asla kaloriferleri yakmıyoruz. Evimiz yerden ısıtma olduğundan inanılmaz ısınıyor, hava kuruyor ve sıcaklık 25 dereceyi geçebiliyor. Ben bile o ortamda duramıyorken bebeğim nasıl dursun? 🙂

Sıcaklığın 19 derece olduğu günlerde pijamasının üzerine pamuklu hırkasını giydiriyorum. Gece yatarken ise 2 tog uyku tulumu yeterli oluyor. Hem gece üzerini açmıyor, kafam rahat oluyor. dışarıda kar yağarken, evde sıcaklık 18 derecelerdeyken ben bile şort ile geziyorum ki evimize gelen insanlar üşüyüp genelde üzerine bir şey istiyor :). işte o zaman ‘aç kaloriferi çocuk donacak, böyle banyo mu yaptırılır hasta edeceksiniz çocuğu, üzerine bir şey giydir benim bile ayaklarım buz gibi oldu’ şeklinde bir çok yorumla karşı karşıya kalıyorum :).

Zibidikuş doğdu, 3 gün sonra hastaneden eve geldik. Ben 4. günden itibaren 5 gün boyunca her gün temiz hava ve gün ışığı alması için bahçeye çıkardım. 5. günden sonra her yere gitmeye başladık. Hatta ilk gittiğimiz yer Belgrad ormanıydı :). Bebeği hemen hemen her gün dışarı çıkartmak çok önemli. Temiz hava ve oksijen alması açısından. Hem dinlendiriyor da ve rahat bir uyku uyumasını sağlıyor. Zibidikuş ilk aylarda kakasını hep dışarı çıkınca yapıyordu. Sanırım rahatlıyordu :).

En son Florya sahile gidip akşam hava 1 derece iken sahilde yürüyüş yapınca, millet ‘daha neler hasta edeceksiniz çocuğu’ şeklinde üzerimize geldi ama gelsinler. Çocuğu uygun bir şekilde giydirdikten sonra her şekilde ve her koşulda açık havaya çıkartabilirsiniz diye düşünüyorum. Önce doktorumuzu, daha sonra annelik iç güdülerimi dinliyorum. Bir bebeği annesinden daha iyi kimse bilemez. Babası bile bilemez. Yahu annesi senden daha mı az düşünüyor sanıyorsun onu? Değil mi ama?

Hele bir de dışarıda dolaşırken rastgele görüp gelen insanlar oluyor. Tamamen ‘iyi niyet’leriyle çok güzel anneye giydiriyorlar. Yahu müdehale etmeyin, bırakın… Bırakın… Bırakın…

Zibidikuş ileride yabancılık çekmesin, insanlardan kaçan bir çocuk olmasın diye evimize her kim geldiyse ya da biz her nereye gidiyorsak insanların kucağına veriyorum. Bulaşıcı bir hastalığı olmadığı sürece, eller temiz olduğu sürece bebeği insanlardan uzak tutmanın da anlamı yok.  Sokakta yanına gelip seven teyzeler, ablalar, abiler yapmayın! az önce dolmuştan indin, o eller kim bilir nereleri tuttu, yahu şuncacık bebeğin suratına ne dokunursun?, eline ne dokunursun? o eller hep ağızda görmez misin? işte en sinir olduğum noktalardan biri. Zort diye dalan insaları hiiiiç çekinmeden ‘Lütfen yüzüne ve ellerine dokunmayalım, ayaklarını sevelim’ şeklinde uyarıyorum. Uyarmak zorundayım, alınmayın. Biraz düşünceli sevelim 🙂

Ya öyle işte.. Zibidikuş soğuğu seven, sıcaktan hiç hoşlanmayan, temiz pak herkesin kucağına giden ve mıncıklanan bir çocuk 🙂 Zibidikuş akıllı siz de öyle olun 😛