Memeden Kesme Süreci

Bu yazıyı kendi tecrübelerimi aktarmak adına yazıyorum. Kimseye siz de memeyi bırakın demiyor ve bu yöntemi uygulayın diye yazmıyorum. Ben hiç bir okuduğum makalenin, dinlediğim tecrübelerin etkisinde kalmadan, sadece kendimi ve çocuğumu dinleyerek, gözlemleyerek bu karara vardım. Çocuğu en iyi tanıyan o çocuğun annesidir.

Yöntemimde yanlışlar olabilir. Ben, benim ve çocuğumun durumuna en uygun olan şekilde davrandım. Bana göre bir bebeğin gelişimi için ve sağlıklı bir şekilde büyüyebilmesi için anne sütüne olduğu kadar, düzgün beslenmeye ve yeterli uykuya da ihtiyacı var. Eğer alabiliyorsa, ilk 6 ay kesinlikle anne sütü almalı ve minimum 2 yaşına kadar emzirilmesi önerilmektedir.

Gelelim bizim serüvenimize…

15. ay’ın ortasından 17. ay’ın sonuna kadar geçen süre bizim için, yani Zibidikuş ve benim için kabus gibiydi. Dişleri gelecek olan ve bunun sıkıntısını yaşayıp, yaşatan Zibidikuş‘un doktor kontrolünde öğrendik ki 4 azı dişi aynı anda geliyordu.

Önce gece sık sık uyanmalar ve gündüz ek gıda alımında isteksizlik, iştahsızlık, sevdiği şeyleri reddetme ile başladı. Zibidikuş neredeyse hiç bir şey yemiyordu. 15. ay içerisinde 4 günlük bir meme reddi yaşadık. Bunun sebebi de dişlermiş, daha sonra öğrendik. Ne yaparsam yapayım meme görmeye tahammülü yoktu. Hem emmek istiyor, hem kaçıyor ve ağlıyordu. 4 gün boyunca doğru düzgün yemek de yemedi. Meme reddi bittiği gibi tüm gücüyle memeye yapıştı.  Yavaş yavaş ek gıdayı tamamen bıraktı. Sadece arada meyve yiyordu.

Ben Zibidikuş doğmadan öncesinden beridir minimum 2 yıl emzirmeyi düşünüyordum. Anne sütünün önemini biliyorum. Bebeğim bundan maksimum düzeyde faydalansın istiyordum. Keşke gerçek hayat da bu planlara uyabilseydi.

Normalde memede uyuduğunda yatağına sorunsuz bir şekilde yatırırdım. Bu dönemde birden memede uyuyup, yatağa koyunca aniden uyanmaya başladı. Bazen emzirdiğim koltuktan kımıldayamıyordum bile, anında uyanıyordu. Yatağında uyusa bile önce 2-3 saatte bir, daha sonra saat başı, daha sonra 30 dk’da bir kıvranarak uyanmaya ve en sonunda hiç uyumayıp sadece memede gözlerini dinlendirmeye başladı. Aynı bir yenidoğan bebek gibi memeyi ağzından çekince uyanıyor ve sürekli emmek istiyordu. Yatağıma almayı denedim. Fakat yatağımda, benim yanımda da uyumuyordu. Bütün gece meme istiyor, hareket ediyor, üstüme çıkıyor, ne kendi uyuyor ne beni uyutuyordu.

Yine yorgunluktan bittiğim bir gece, ani bir kararla gece emzirmesini kesmeye karar verdim. Karar verdiğim gün uygulamaya başladım. Gün içerisinde emzirmeye devam ederken, sık sık ama çok sık şunu tekrarladım; ”Annecim, akşam bıcı bıcı yaptıktan sonra meme ememeyeceksin. Çünkü annenin memesinde süt (mama) kalmadı. Sen büyüdün artık, annenin memelerinin gece uyuması lazım. Sabah olduğunda ve ben sana ‘günaydııın’ dediğimde, aydınlık olduğunda emebilirsin, çünkü o zaman süt gelmiş olacak. Gece uyanıp meme istersen, ben yanına geleceğim. Seni öpebilirim, sarılabilirim. Ne zaman istersen sen de beni öpebilir ve bana sarılabilirsin, seni çok seviyorum. ” 

Cümle çok uzun gelebilir. Ama Zibidikuş algısı açık bir çocuk. Kısa kısa ve net cümlelerle sürekli bunu tekrarladım. Bazen parça parça, bazen hepsini birden söyledim. Bir tepki vermedi, fakat anladığını biliyordum.

İlk akşam, banyosunu yaptık. Memeyi kaldırırken, yerine bir şey koymam gerektiğini düşündüm. Onu bir şekilde oyalamam gerekiyordu. Banyo sonrası direkt yatmayı kabul etmeyeceğini biliyordum. Aynı cümleleri banyo sırasında da, banyodan sonra giyinirken de tekrarladım. Banyo sonrası ‘meme’ demeye başladı. O dedikçe, ben söyledim.

Meme yerine koyduğum şey kitap oldu. Zibidikuş 4 günlük meme reddine girdiğinde onu kitap okuyarak uyumaya alıştırmıştım. Kitapları çok sevdiğinden ve çok uykusu geldiğinde dinlediğini bildiğimden en uygun bu yolu buldum.

Banyo sonrası giyindi, doğduğundan beri uyurken dinlediği müziği ve gece lambasını açtım. Yanıma 5-6 adet sevdiği kitaplardan aldım ve birlikte yatağa girdik. İlk cümlesi meme oldu, aynı cümleleri tekrarladım. ”Şimdi anne sana kitap okuyacak, birlikte resimlere bakacağız” dedim. Bütün kitapları 2’şer defa okudum. Artık iyice uykudan bayılmak üzereydi ki lambayı söndürüp odayı tamamen kararttım. Uykuya daldı. Tam 1 saat sonra uyumuştu. Memedeyken bu süre 10 dk’dı. Ama o kadar problemsiz bir geçişti ki mutluluktan uçuyordum. Odasından çıktım.

İlk gece 4-5 defa uyandı. 2’sinde meme dedi. Aynı şeyleri tekrarladım ve yanına yattım. Hiç ağlamadı. 2 defa çok az su içti. Sabah olduğunda ”günaydııın, sabah oldu annecim meme istersen emebilirsin” dedim ve emzirdim.

2. gece yine sorunsuz bir şekilde uyudu. Bu sefer 45 dk sonra uykuya dalmıştı. Gece 3 defa uyandı. 1 uyanışında meme istedi ama diretmedi. Sabah aynı şekilde emzirdim.

3. gece 40 dk’da uykuya daldı. Meme demekten hiç vazgeçmedi. Sabah 06:00’ya kadar deliksiz uyudu. 06:00’da uyandığında güçlü bir şekilde meme istedi. Mızmızlandı. Yanına yattım, öptüm sevdim ve uyudu. Sabah uyandığında emzirdim.

3. geceden itibaren, gece boyunca meme emmeyen ve gündüz ek gıda almayan Zibidikuş, güne memede başlıyor ve tüm ana ve ara öğünlerini memede geçiriyordu. Ben uykusuzluk ve yorgunluktan bitap düştüm. Çok halsizleştim ve tahammül sınırım yerlere indi. Sabır küpü olan ben, hiç bir şeye dayanamaz oldum. Düzgün beslenemediğim, yeterli dinlenemediğim ve bünyem bu kadar emmeye dayanamadığı için her an süt üretememeye başladı. Süt elbet vardı fakat Zibidikuş‘u tatmin etmemeye başlamıştı. Gündüz uykusuna emerek daldığı için, süt gelmediğinden ememiyor ve uykuya dalamıyor, dalamadıkça daha çok sinirleniyor ve ağlamaya başlıyordu.

4. geceden itibaren sabah olmuş mu diye uyanmaya başladığını farkettim. 1 gün deliksiz uyurken, diğer gün defalarca uyanıyordu. Gece uykusu ve gündüz yemesi düzene girecek diye düşünürken, pek başarılı olamadığımı anladım. Gece emmesini bırakalı bir hafta olmuştu ki yine ani bir kararla gündüz de kesmeye, yani toptan emzirmeyi bırakmaya karar verdim.

Karar verdiğim gecenin sabahında normal düzene devam ettim. Bu sefer gün boyu, defalarca ”Annecim sen artık büyüdün, bugünden sonra meme yok. Annenin memesinde süt kalmadı. Artık yemek yiyeceksin. Anne ve baba ile masaya oturucaksın ve bizimle yemek yiyeceksin. Canın ne zaman meme isterse bana sarılabilirsin. Seni çok seviyorum.” dedim.

Bütün gün bu cümleleri tekrarladıktan sonra, sorunsuz geçen gecenin sabahında tabii ki meme istedi. Sütün bittiğini söyledim. Aynı cümleleri tekrarladım. Kahvaltı saatine kadar bir şekilde oyalayarak, kahvaltısını verdim. Gündüz uyku saati geldiğinde aynı akşam yaptığımız gibi kitaplarla yatağına yattık. Zibidikuş normalde aydınlıkta uyurdu, fakat bu süreç içerisinde yatağını yer yatağı yaptığımızdan ve artık meme emip uykuya dalamadığından sürekli yataktan kalkmak istedi. İlk gün uyutamadım. 2. Gün babaannenin evindeydik ve o uyutmuş. 3. gün ise ben odayı tamamen karartarak 40 dk’da uyuttum.

Ben bu yazıyı yazarken meme bırakma sürecinde 19. günü geride bırakıyoruz. Zibidikuş hala meme diyor ama olmadığını bilerek diyor. Bazen beni yokluyor, diyor ve gülüyor. ”Meme bitti” dediğimde kabulleniyor. Bana göre gece bırakma süreci daha kolay geçti. Gündüz ilk 3 gün özellikle gündüz uykuları sırasında zorlandım. Fakat çabuk kabullendi ve beni çok zorlamadı.

Ben memeyi bıraktırmaya karar verdiğimde bunu ona açıklayarak, anlatarak ve ikna ederek, uzun yoldan yapmaya karar verdim. Meme ucuna salça sürüp, ya da herhangi başka bir şey sürüp, memeye bant yapıştırıp onu kendimden tiksindirmek ya da kandırmak istemedim. Bunu yapanlar da vardır, saygı duyuyorum.

Çocuklar sandığımızdan daha akıllı, ve düzgün açıkladığınız zaman inanın anlıyorlar. Meme bırakma sürecinde en önemli nokta kararlı olmak. Eğer bir gün meme yok diyip, 2. gün verirseniz o bağ tamamen zedelenmiş olur.

Bir bebeği emzirirken onu sadece beslemiyoruz. Güven duygusunu, korunma duygusunu da ona veriyoruz. Anne ile arasındaki o bağı daha da güçlendiriyoruz. Ben mecbur kaldım ve kestim. Eğer Zibidikuş‘un beslenmesinde ve uykusunda bir problem olmasaydı. Normal rutinde emmeye devam etseydi asla kesmezdim.

Memeyi bıraktıktan sonra doktoru ile görüşmek için kontrole gittik. Kendisi de anlattıklarımı dinleyip, çok doğru bir karar aldığımı söyledi ve açıkçası çok rahatladım.

Peki memeden kesmek Zibidikuş‘un uykusunu ve beslenmesini nasıl etkiledi?

İştahı yerine geldi. Zaten anormal çok yiyen bir bebek hiç olmadı. Yemek konusunda çok seçici fakat, sevdiği yemekleri sorunsuz yiyor. Ara öğünlerini alıyor. Bu benim için yeterli.

Uyku konusunda ise, bir anlamda uyku eğitimi vermiş oldum. Kucakta olmadan, sallanmadan, emmeden kendi kendine yattığı yerde uyuyabiliyor. Ben yanında oluyorum. Gece uyandığında yanına yatmasam bile sırtını okşayıp, alnını öpüp orada olduğumu gösteriyorum ve 5 dk içerisinde tekrar dalıyor (uyku arkadaşı tavşanın bu konuda yardımı çok fazla).

Evet hala her gece sabaha kadar deliksiz uyumuyor. Uyuduğu zamanlar da oluyor ama 2-3 defa uyandığı da oluyor. Hele ki şu sıralar köpek dişleri de geldiğinden ara ara uyanıyor.

Ben anne sütünü kestikten sonra, gece uykuları için yerine başka bir şey koymadım. Zibidikuş zaten biberon alan bir bebek hiç olmadı. Meme yerine başka bir şey vermeyi doğru bulmuyorum, çünkü bu sefer onun için uyanacağını düşünüyorum. Çok sık uyandığı zamanlar arada su veriyorum, isterse içiyor.

Genel olarak, daha iyiyiz ve hala bir düzene girmeye devam ediyoruz. Artık yatağa girdikten sonra bir tek kitap okuyorum ve bittikten sonra 10 dk içerisinde uyumuş oluyor.

Memeyi kestikten sonra 3 gün ara ile 2 defa göğüslerimi sağdım. Çünkü hafif ağrı ve şişlik vardı. 10 gündür hiç bir sıkıntım yok. Sanırım bedenim duruma alıştı.

Memeden kesme sürecimiz bu kadardı. Umarım bekleyenlerin beklediğine değmiştir :).

Çok teşekkür ederim.

Boya Kalemleri, Yapbozlar ve Hafıza Kartları – 12 Ay ve Üzeri

Geçenlerde Zibidikuş‘un kitapları ile ilgili bir yazı yazmıştım. Bu yazımda da kullandığımız boya kalemleri, kelime ve hayvan kartları, yapbozlar ile ilgili bir yazı yazmak istiyorum. Kitaplarımız ile ilgili yazıya şuradan ulaşabilirsiniz.

Zibidikuş 13 aylık olduğunda ona Ikea’nın Latt modeli bir masa ve sandalye takımı aldık. Salonda duvar kenarına koydum, resimlerimizi ve yapbozlarımızı orada yapıyoruz. Bu alan onun için disiplinli bir aktivite alanı oldu :). Masayı kendi ihtiyaçlarımız doğrultusunda düzenledik. Sevgili Berna’nın şurada videosunda anlattığı şekilde düzenledik. Ikea mutfak bölümünden bir askılık ve Bauhaus’dan aldığımız aparatlarla çok kapsamlı bir çalışma masası edindik. Salonda gerçekleştirdiğimiz tüm aktivitelerde bunun üzerindeyiz.

Biraz boya kalemlerinden bahsetmek istiyorum. Çok sevdiğimiz birinden Carioca markasına ait iki set kalem hediye gelmişti. Önce onlarla başladık. Sanki senelerdir kalem tutuyormuş gibi kavradı işi :). Bir set keçeli kalem kıvamında, diğeri ise kuru boya şeklinde. Fakat biraz daha rahat çizebilmesi için Imaginarium’dan Let’s markasının konik şekilli mum boyalarından aldım. Hiç biri toksik madde içermiyor. Carioca markası özellikle yıkanabilir diye geçiyor. Duvarları boyarsa anında silinebiliyor. Kıyafetlerde leke bırakmıyor. Boyalar çocuklar için uygun olsa da 3 yaş öncesi gözetim altında kullanılmasında fayda var. Ben asla yalnız bırakmıyorum. Kurallarımız var. Boya kalemleri yalnızca masada kullanılıyor. Kalkmak istediğinde elinde kalemlerle yürümesine izin vermiyorum. Zira koşturup duruyor ve tehlikeli bir durum oluşuyor. Gün içerisinde sık sık masasına gidiyor, resim yapmak isterse beni çağırıyor ve masaya çiziyormuş gibi yapıyor, hemen kalemleri veriyorum ve birlikte çizmeye başlıyoruz.

Yapbozlar ve kartlara gelecek olursak, çoğunluğunu Piapolya markası oluşturuyor. Yan taraftaki bu üçlü set ile Zibidikuş 36 adet hayvanı gözü kapalı tanıyor artık. Bunlardan önce gerçek fotoğraf olmayan, çizim şeklinde görsellerle öğretmiştim ama bunlarla tamamladık diyebiliriz. Her bir kutuda 12 farklı hayvana ait fotoğraf var. İlk seriyi ezberlediğinde 2. ve sırayla 3. ye geçebilirsiniz. Burada öğrendiklerini kitaplarındaki görsellerle pekiştiriyor. Her hayvanı olabildiğince sesleriyle öğretmeye çalıştım ki daha kolay hatırlasın.

Bu iki kutu magnet serisi ise deniz ve kara hayvanlarını tanıtıyor. Üç parçalı yapboz şeklinde hazırlanmış. Zibidikuş henüz kavrayamadı olayı zaten 1.5 yaşta başlamak daha uygun olacaktır diye düşünüyorum. Magnet şeklinde olduğu için siz mutfakta işlerinizi hallederken çocuğunuz buzdolabında bunlarla oyalanabilir. Biz yine çalışma masasının üzerinde oynuyoruz o ayrı :). Yapbozları yapamasa da hayvanları tanıyor. Alıp alıp bir yerlere yapıştırıyor, kendi kendine oyun üretiyor. Her kutudan 10 adet karakter çıkıyor, yani her bir kutu 30 parçadan oluşuyor.  Zibidikuş da en kısa zamanda yapmaya başlayacaktır diye umuyorum.

Yandaki 5 parçalı yapboz ise yine Piapolya markasına ait. İçerisinden 8 farklı renge ait parçalar çıkıyor. Toplam 40 parçadan oluşuyor. Çocuğunuz nesneleri renklere göre gruplandırıyor. Hem nesneleri, hem renkleri hem de şekilleri öğretiyor. Biz de tam şu anda renkleri öğrenme aşamasındayız. Yavaş yavaş kullanmaya başlayacağız. Piapolya ürünlerini web sitesi olan imagnetfun.com adresinden satın alabilirsiniz. Daha çok çeşit var ama Zibidikuş henüz yapbozları yapmaya başlamadığı için şimdilik devamını almayı düşünmüyorum. Zamanla göreceğiz.

Zibidikuş 6 aylık olduktan sonra uzun bir süre Mikado’nun hafıza kartları ile ilgilendi. Hemen hemen serideki tüm nesneleri öğrendi. Artık sıkıldığı için pek ilgilenmiyor. Fakat başlangıç için güzel olduğunu söyleyebilirim 🙂 çizimler anlaşılır ve şirin. Kartların ön yüzü renkli, arka yüzü ise siyah, beyaz resimlendirilmiş. İsminden de anlaşıldığı gibi bebeğinizin ilk kartları olabilir.

 

Bunların dışında renkleri ve şekilleri öğrettiğim bir ahşap parçayı Ebebek’ten satın aldım. Geometrik şekilleri uygun yuvalara yerleştiriyorsunuz. Bunu da yavaş yavaş yapmaya başladık ama henüz tam yapamıyor :).  Aynı şekilde ahşap olan ve üzerinde fil resmi olan üç parçalı yapbozu ise Mothercare’den satın aldım. Markası Fisher Price ve farklı hayvan figürlü olanlar da var.

 

Zibidikuş‘un boya kalemleri, kartları ve yapbozları şimdilik bu kadar. Devamı oldukça eklerim.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere 🙂

Zibidikuş 15 Aylık

Aaah ahh nereden başlasam bilemiyorum. Bu ay benim için oldukça yorucu geçti. Hatta 15 ayı geçtik ve bu yoruculuk hala devam ediyor :). Doktorumuz 18 aya kadar bizi beklemediğini söyledi. Fakat ben o kadar beklemeyeceğimi yine de arada kontrole getirmek isteyeceğimi söyledim. Bu ay için henüz gitmedik, fakat yine de kendi gözlemlediğim değişiklikleri ve edindiğim tecrübeleri paylaşmak istiyorum.

Bu ay Zibidikuş‘un bebeklikten çıktığını anladığım ve beni gerçekten çok güzel kullandığını farkettiğim bir ay oldu. Bu ay içerisinde uzun  süren bir atak dönemi vardı ve üzerine azı dişleri çıkmaya başladı ve hala çıkamadı. İştahsız, uykusuz, aç, huysuz, mızmız, inatçı bir döneme girdik ve gidiyoruz. 15 aylık olduğunu bilmesem kesin 2 yaş sendromu derim çünkü anlatılanlara tamamen uyuyor. Şimdi böyleyse sendrom dönemini düşünmek istemiyorum 🙂

Neyse, gözünüzü biraz korkutmuş olabilirim. Tüm bu zorlukların içerisinde Zibidikuş aklını çok güzel kullanmaya, yeni yeni kelimeleri telaffuz etmeye ve evin içerisinde akrobatik hareketlerini gerçekleştirmeye başladı :).

Bu ay ani ve 3 gün süren bir meme reddi, genel iştahsızlık, uyku bozukluğu ve hafif ateş ile soluğu doktorda aldık. Ben her ne kadar kesin dişler geliyor desem de içim tam olarak rahat değildi. Ağzının içine bakmam mümkün değil, çünkü açmıyor. Göremediğim için de ağzında yara olma ihtimali aklımı kurcaladı. Bir yandan da acaba idrar yollarında ya da kulaklarında mı sorun var diye düşünmeye başladım.

Doktorumuz muayenede ağzında yara olmadığını, kulakların temiz olduğunu, azı dişlerinin geleceği tarafta damağın hafif şiştiğini ama henüz bu kadar rahatsızlık verecek kadar ileri seviyede olmadığını, ve bu sebeple bir idrar tahlili yapılmasının iyi olacağını söyledi. Tahlili yaptık ve temiz çıktı yani sorun tamamen azılardaydı.

Zibidikuş gündüz 2 defa uyku öncesi ve gece olmak üzere sürekli meme isteyen bir bebekken birden memeden soğudu. Görmeye tahammülü yoktu, anında ağlamaya başlıyordu. Bu sebeple uykuya dalamıyordu. Kucağımda omuzuma yakın yatırıp uyuttum ilk gün çünkü memeye doğru indiğinde çığılığı basıyordu. Yemek konusunda ise iştah tamamen gitti, ağzına bir kaç lokma meyveden başka bir şey koymuyor ve aç geziyordu. Doktorumuzun önerisi ile arı sütü vermeye başladım. İştahını açacağını ve takviye olacağını söyledi. Ertesi gün sanki yemeyen çocuk o değilmiş gibi bütün gün boğazı durmadı, akşama kadar tıkındı ve 3. günde normal düzenine dönmüştü. Ne az ne çok yiyordu ama yiyordu. Aradan bir kaç gün geçti ve iki gündür yine hiç bir şey yemiyor. Gündüzleri meyve yiyor, özellikle akşam ve gece sadece meme emiyor desem yeridir.

Şimdi tüm bu anlattıklarımdan sonra bu ay Zibidikuş‘da ne gibi değişiklikler gözlemledim onlardan bahsetmek istiyorum;

  • Gündüz uykusunu teke indirdi. Sabah 07:00’da uyanıyor ve 12:00’ye doğru tekrar uyuyor. Bu uyku  süresi çok değişken çünkü 2,5 saat uyuduğu da oldu 30 dk da. Özellikle şu zamanlarda diş sebebi ile iştah da yokken 30 dkdan fazla uyumuyor.
  • Artık gündüz uykusuna oyun çadırı içerisinde ona okuduğum kitabı dinlerken dalıyor. Üç gün süre ile meme reddi yaşadığımız dönemde gündüzleri emerek uyumayacağı için böyle bir yol çizdim bize ve çok iyi gidiyoruz. Gerçekten uykusu gelene kadar bekliyorum, sinyalleri takip edip odasına götürüyorum. Eğer tam uykusu gelmemişse en az 10 kitabı okuyoruz ve uykusu gelen kadar en az 30 kere kalkıp gidiyor, yani sabit tutmak çok zor oluyor 🙂
  • Kitaplar konusunda çok seçici olmaya başladı. Sevdiği kitaplara çok takılıyor. Bu ilgi dönem dönem değişiyor. Dört gün boyunca tek bir kitapla uyumak isterken 5. gün başka bir kitaba takılıyor.
  • Nah (nar), kah ( kar), pilavilivili ( pilav), kokka (toka), püsk (bisküvi), miymiy (meyve) lugatına yeni eklenen kelimeler.
  • Bu ay söylediğim bir şeyi anlamadığı hiç olmadı. İkiletmeden tüm komutları yerine getiriyor.
  • İnsanlara karşı, ilk tanıştığında mesafeli davranıyor. Önceden direkt gülücükler saçar, kucağına giderdi. Şimdi biraz yadırgıyor ve başta yabanilik yapıyor. Genelde 5 dk sonra çözülmüş oluyor.
  • Bir kelime söylediğimde hemen o da söylemeye çalışıyor. Ama ben ondan söylemesini istersem asla söylemiyor.
  • Zaman zaman her sözü dinliyor, çok uysal ve uslu oluyor ama bazen yapma dediğim her şeyi yapıyor.
  • Derdini anlatamazsa ya da anlamazsam çok sinirleniyor. İstediği olmazsa ağlama, bağırma ya da kendini yere atma taktiğini uyguluyor. Ama dikkatini dağıtıyorum ve istediğini yapmıyorum.  Bu sebeple çok kısa sürüyor.
  • Kendi kendine takla atıyor. Koltuğa çıkıp atlamaya çalışıyor. Masasına, sandalyesine tırmanabiliyor.
  • Ben spora vs giderken, gittiğimi farkederse ağlayıp yapışıyor. Çaktırmadan çıkarsam aramıyor.
  • Gündüz kendisi meme aramıyor. Ben teklif edersem isterse emiyor. Uyku öncesinde teklif ediyorum, emdiği zamanlarda uyumasına izin vermiyorum, yine çadırında kitap okuyarak uyuyoruz.
  • Yaban mersini, pomelo, nar ve dut kurusu bu ayki favori meyveleri. Favori sebzelerini sayamayacağım çünkü yok, yemiyor!
  • Bir dönem deli gibi omlet yiyordu. Sabahları löp löp götürüyordu, sonra birden soğudu ve yememeye başladı. Ben de ara verdim 3-4 hafta kadar ve tekrar denediğimde yine eskisi gibi keyifle yedi. 2 gündür, sanıyorum diş sebebiyle yine yememeye başladı 🙁
  • Zibidikuş ilk defa karla tanıştı. Geçen sene de yağmıştı ama anlayabilecek yaşta değildi 🙂 İlk gün pek sevmedi ama 2. gün babaannesi ile güzel oynamışlar.

Sanırım bu kadar… Bu ay ortasında ya da 16 ay başında kontrole götüreceğim. Duruma göre ya bu yazının içerisine ya da 16 ay yazısına kontrolümüzü de eklerim.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere 🙂