2 Yaş Sorunları, İnatlaşma ve Anneye Bağlılık

Bir süredir aklımda olup, yazıya dökemediğim ama dökmek istediğim bir konu vardı. Bununla ilgili sosyal medya üzerinden çokça soru alıyorum ve fırsatını bulmuşken derleyip sizinle paylaşmak istedim.

Malum, bir insanı ortaya çıkarıp, yetiştirip, büyütmek ve (kime göre neye göre?) normal biri haline getirmek pek kolay değil. Benim yolculuğumda da Zibidikuş ile ilgili zaman zaman ne yapacağımı ve nasıl davranacağımı bilemediğim anlar oldu ve oluyor. 1.5 yaşına kadar her şey çok daha kolaydı diyebilirim ve 27 aylık annelik tecrübemde öğrendiğim şu ki; büyüdükçe kolaylaşmıyor, aksine dertleri de büyüyor :).

Her çocuk farklı, her çocuğun karakteri farklı. Benim düşünceme göre tek bir doğru yok. Kitapların yazdığı doğru ‘bence’ genelde etkili olsa da her çocuk için geçerli olmayabiliyor. Bu durumda da annenin iç güdüleri ve anne, çocuk arasındaki iletişim devreye giriyor. Ben Zibidikuş’u büyütürken hep içgüdülerime güvendim. Kitaplarda da okudum, kendim de araştırdım ama o an ikimiz için de en iyisi olduğunu düşündüğüm şekilde,  içimden geldiği gibi davrandım ve hala da öyle yapıyorum.

Şimdi bana gelen soruları başlıklar halinde yazıp, kendi yöntemlerimle nasıl çözdüğümü veya çözmeye çalıştığımı anlatacağım.

Lida gece uyanıp yanınıza gelmek için ağladığında ne yapıyorsunuz?

Hastalığın olmadığı olağan günlerde belli bir rutinimiz var.  Lida doğduğundan beri her zaman kendi yatağında uyudu. 9 aya kadar yatak yanı beşik kullanmış olsak da kendi yatağıma hiç almadım. Bugün de yine kendi yatağında uyuyor, sabah 07:00’dan önce uyanırsa ve yanıma gelmek isterse ‘annecim sabah olmadı, biraz daha uyumamız gerekiyor’ diyorum. Genelde sorun çıkarmıyor ve kendi yatağında uyumaya devam ediyor. Sabah olunca, yastığını alıp yanımıza geliyor ve yataktan kalkana kadar oynayıp, keyif yapıyoruz.

Eğer gece yanıma gelmek için ağlarsa gelemeyeceğini, herkesin kendi yatağında uyuduğunu ve sabaha kadar beklemesi gerektiğini söylüyorum. o istediği kadar odasında, yatağının yanında oluyorum. Kucağıma alıp, sarılıyorum sonra tekrar yatağına koyuyorum ama asla onun yatağına yatmıyorum. Çünkü biliyorum ki bir sonraki gece ve sonraki geceler o gelemezse beni kendi yatağında isteyecek :).

Her anne, babanın iletişimi farklıdır. Çocuğunuz ve sizin için iyi olanın birlikte yatmak olduğunu düşünüyorsanız istediğiniz yaşa kadar birlikte uyuyabilirsiniz. Ben bu görüşü desteklemiyorum.

Lida istediğini yaptırmak için yerlerde tepinip, ağladığında ne yapıyorsunuz?

Bu durum istediğinin ne olduğuna göre değişiyor. Mantıklı bir şey ise istediği genelde ağlatmıyorum. Mümkün olduğunda onunla inatlaşmamaya çalışıyorum. Fakat gerçekten olmayacak bir şeyi istiyorsa ‘istediğin kadar ağlayabilirsin ama bu olmayacak’ diyorum ve neden olamayacağını açıklıyorum. Eğer çok uzatırsa ortamdan uzaklaşıyorum ve başımın ağrıdığını, ağladığı zaman onu anlamadığımı ve ancak sustuğunda onunla konuşacağımı söylüyorum. Genelde 3 dk içerisinde ”Anne sustu” diyip yanıma geliyor ve sarılıyor :).

Çocuğa hayatında ya da genel olarak ev içerisinde çok fazla yasak konulduğunda bir şekilde özgürlüğünü ele almaya çalışıyor ve bu ağlama krizlerinde süreç daha da uzuyor. Bizim evimizde de belli kurallar var tabii ki. Kendisini tehlikeye atabilecek nesneleri ortadan kaldırdık. Çok fazla atlayıp zıpladığında bir iki defa uyarıyorum, düşerse canının yanacağını söylüyorum. O yapmaya devam ediyor. Düşüp canını yaktığında ise karşıma alıp konuşuyorum. ‘Sen anneyi dinlemedin, ben seni uyarmıştım değil mi?’ diyorum.

Eğer çocuğun sehpaya çıkmasını istemiyorsanız ya da kıymetli cam vazolarınızla oynamasını istemiyorsanız ona yapma demek yerine çocuk belli bir yaşa gelip tehlikeyi anlayana kadar o nesneleri ortadan kaldırın. Emin olun işiniz çok daha kolaylaşacak.

Eğer dışarıda bir yerlerdeysek ve Lida yine saçma bir şey için ağlıyorsa ve ne yaparsam yapayım susturamıyorsam onu ortamdan uzaklaştırıyorum. Aslında en iyi yöntem ilgisini dağıtmaktır, fakat 2 yaştan sonra bu eskisi gibi kolay olmuyor. Kolay kolay unutmuyorlar.

Uyku saati geldiğinde ve uyumak istemediğinde ne yapıyorsunuz?

Lida’nın doğduğu ilk günden itibaren belirli bir uyku rutini var. 4. aydan sonra tam oturmaya başladı bu rutin ve hiç değiştirmedik. Büyüme atakları ile öğle uykusu saatleri tabii ki değişti, 4’den 2’ye 2’den 1’e indi. Fakat akşam uykuları genelde hep aynı kaldı. Sanırım biraz da karakter özelliği sebebiyle Lida rutini seven bir çocuk. Bu zamana kadar uyumak istemediği için ağladığı olmadı. Okuldan geldiği gibi, çok fazla ilgisi dağılmadan ve oyuncaklarına kaymadan odasına çıkıyoruz. Pijamalarını giyiyor, ellerini yıkıyor ve yatıyor. Akşam uykularında ise sanırım doğduğundan beri belirli bir rutini izliyor olması sebebiyle zaten direkt uykusu gelmiş oluyor. Akşam banyo sonrası giyinme, saç kurutma, diş fırçalama, çiş yapma, müzik açma ve yatağa girme şeklinde bir düzeni var. Artık her şeyi biz yapmıyoruz, dişlerini fırçalamasına izin veriyorum, müziği o açıyor, ışıkları o kapatıyor. Bir şekilde oyuna çevirdi bunu ve sonunda uyku olduğunu biliyor.

Uyku konusunda eskiden daha katıydım. İlla aynı saatte uyusun diye kendi programımı ona göre oluşturuyordum. Fakat psikoloğumun dediğine göre rutin iyi olsa da illa buna uymaya çalışmak insanı strese sokuyor. O sebeple artık daha rahatım. Zaman zaman öğle uykusu saatinde dışarda olduğumuz oluyor. Bazen arabada uyuyor, bazen hiç uyumadığı oluyor. Akşam ailecek bir yemeğe gidiyoruz ve uyku saatini 1 saat geçtiğinde eve döndüğümüz oluyor. O akşamlar banyosunu es geçiyorum öyle uyutuyorum.

Lida yemek yemek istemediğinde ne yapıyorsunuz? aç mı kalıyor?

Lida yemek yemek istemiyorsa yemiyor. 2 yaşından beridir daha rahatım bu konuda. Yemek yemek istemeyen birine zorla bir şeyler yedirmek iki tarafı da strese sokuyor. Eğer karşı taraf çocuksa yemekten iyice soğumasına sebep oluyor. Lida okula başladığından beri evde yemediği yemekleri orda yemeye başladı. Yine de evde yapınca yemek istemiyor. Çoğu zaman ne isterse onu yapıyorum. Her gün meyve suyu veriyorum, ayran içiyor. Yediği her yemeğe ilik suyu koyuyorum. Bir şekilde kendimi strese sokmadan atlatıyorum o süreci.

Lida sizden ayrı kalınca ağlamıyor mu? 7/24 birliktesiniz, size çok bağlı mı?

Psikoloğumun dediğine göre bir tık fazla, yani olması gerekenin biraz üzerinde bir anneyim. Dışarıdan bakınca bu durumun kötü bir tarafı yokmuş gibi duruyor, fakat bir tık fazla anne olmak, hem anneden çok götürüyor hem de yer yer çocuğun öz güveninden ve belki de özgürlüğünden alabiliyor.  Evet Lida bana çok bağlı bir çocuk. Doğduğundan beri hiç ayrılmadık. Fakat bu bağlılık ikimizin de özgürlüğünden almaya başladı.

Doğduğundan beri babaannesi ile çok güzel bir iletişimleri var ve onu çok seviyor. Bu zamana kadar hafta sonları birlikte sorunsuz bir kaç saat geçiriyorlardı. 22 aylık olduğunda okula başladı ve yarım gün sorunsuz bir şekilde benden ayrılabiliyor. 26 aylık olduğunda ilk defa ve yine psikoloğumun önerisi ile hafta sonları bir gece babaannesinin evinde kalmaya başladı. Bu bizim için çok büyük bir adımdı çünkü Lida ben olmadan uykuya bile dalamayan bir çocuk.

Şimdiye kadar babaannesi ve dedesi ile 2 gece geçirdi ve 2 sinde de hiç bir sorun yaşamadık. Hatta 2.si sabahı eve gelmek istemedi bile :). Tabii ki herkesin aile yaşantısı bir değil. Anneanne ve babaanne yakınlarında olmayanlar belki yakın çevrede oyun gruplarını araştırıp hem kendileri için hem de bebekleri için vakit yaratabilirler.

Aklımda olan bir kaç soruyu yazıya dökmüş oldum. Yine belirteyim ben uzman değilim, uzmanların bilgilerini kendi iç güdülerim ve duygularımla harmanlıyorum diyelim 🙂 . Burada da tecrübelerimi anlattım.

Sevgiler..

Zibidikuş 21-22 Aylık

Zibidikuş 23 aylık olmak üzere ve ben 21-22 ay yazısını şimdi yazıyorum 🙂 Hayat zor, vakit az, keyif çok yok. Yani bilgisayar başına oturup yazacak enerji bulamıyordum ama bir yerden başlamak lazım değil mi?

Zibidikuş değişti. Yani gerçek anlamda değişti. Mizacı, huyu, suyu, hareketleri, tavırları, tepkileri yani kısaca hemen hemen her şeyi değişti ya da değişmeye başladı. Geçtiğimiz iki ay benim için de onun için de çok zorluydu. Hastalıklar atlattık ve bu hastalıklar sırasında duruma ayak uyduran davranışları, mızmızlıkları vs beni yedi bitirdi. E anne olmak böyle bir şey tabi, şikayet etmeye pek de hakkım yok 🙂

Öncelikle uyku düzeninden bahsetmem gerekirse; Hala akşamları 20:30’da banyo yapıyor ve sonrasında uyuyor. Saat 21:00’de tam olarak uykuya dalmış oluyor. Kendi psikiyatrimin önerisi ile  bu zamana kadar sadık kaldığım uyku rutininin ara ara dışına çıkıyorum. Biraz esnetmemin iyi olacağını söyledi. Yani illa her akşam banyo yapacak gibi bir kuralım yok. Bazen gün içerisinde yaptığı etkinlikler sonrası, bazen park sonrası eve geldiğimizde yıkıyorum ve akşam banyo yapmadan direkt uykuya geçiyor. Uykuya geçişinde pek bir şey etkilemedi, fakat kendimden biliyorum ki uyku öncesi banyo bünyeyi biraz olsun rahatlatıyor. Gündüz uykuları genelde ya 1-2 saat arası değişiyor. Geçtiğimiz ay yazısında, gündüz uykuları sırasında uyanıp beni istediğinden bahsetmiştim. Onlar çok azaldı hatta neredeyse bitti.

Yemek konusu ise hala çok düzenli sayılmaz. Sabah kahvaltısını iyi sayılabilecek düzeyde yapıyor,  fakat öğle ve akşam yemeklerinde belli bir düzeni yok. Hala bol bol taze ve kuru meyve tüketiyor.

Zibidikuş‘da gözlemlediğim değişiklikler;

  • 2 yaş sendromu şu ana kadar ki en yoğun döneminde. İnadı katırlara taş çıkartır. Öyle ki, dışarı çıkarken atıştırmalık üzümleri koyduğum kabın kapağının rengi kap ile uyumlu değil diye üzümler havada uçuşabiliyor. Tepinmeler, ağlamalar her gün yaşanıyor.
  • Her şeyi kendi yapmak istiyor. Panjur açmak, ışıkları kapamak, ayakkabı giymek, el yıkamak vs vs. Eğer ki düşüncesizlik edip en ufak bir hamlede bulunursanız önünüzdeki en az 30 dk yok sayın. Çünkü krizler eşliğinde ağlamaya başlıyor.
  • Akşam banyodan sonra okuyacağı kitabı kendi getiriyor, ışıkları ve panjurları kendi kapatıyor, hatta müziğini de kendisi açıp öyle yatıyor.
  • Zibidikuş hala ben olmadan uyumuyor. Bir süredir babası ile birlikte uyutuyoruz. Uyutmaktan kastım odada bulunuyoruz. Odada bulunmam ona yetiyor.
  • Geceleri yanıma gelmek istemeye başladı. Bunun olamayacağını anlatıyorum her seferinde. Bazı geceler direniyor ve ağlıyor ama sonunda kabullenip yatağına yatıyor ve uyuyor. Sabah olduğunda yanıma geliyor ve biraz yatakta vakit geçiriyoruz.
  • Olaylar, nesneler ve kişiler arasında çok güzel bağlantı kuruyor. Hangi eşyayı ona kim aldı biliyor ve o eşyayı gösterip kişiyi söylüyor. Örneğin, halıyı gösterip ‘Nene’ diyor çünkü odasındaki halıyı ona babaannesi aldı. Gün içerisinde defalarca, farklı farklı eşyalar ile yaşıyoruz bu durumu.
  • olmayacak bir şey istediğinde ağlama krizine giriyor ve ilgisini farklı bir yöne çekmek artık çok zor. Benim bununla baş etme yöntemim ise sakin kalmak. ”Ağladığın sürece seninle konuşmuyorum, sustuğunda yanıma gelebilirsin, istediğin kadar ağla” diyorum. 5 dk sürmüyor ‘anni anni’ diye yanıma geliyor.
  • Beni gözlemleyerek hiç ummadığım şeyleri öğrenmiş. Örneğin; kağıt kek kalıbı bulup bana getirdi ve fırını açıp içine koydurttu. Gözlem yeteneği müthiş gelişmiş düzeyde bu aylarda.
  • Telefonla konuşmaya bayılıyor. Eline bir şey alıp telefonmuş gibi birileriyle konuşmaya çalışıyor. Gün içerisinde defalarca diyalog kuruyoruz.
  • Kelime dağarcığı oldukça genişledi. Hiç ummadığım bir anda hiç ummadığım bir kelimeyi ağzından çıkarabiliyor.
  • Bir şey söyle dediğimde asla söylemiyor. Ya inadından ya da utanıyor.
  • Babaanneye çok düşkün olmasına rağmen, sanıyorum sendrom sebebiyle onunlayken bile anne diye tutturabiliyor. Beni aradığı zaman oyalamak zorlaşıyor.
  • İçtiği suyu, ağzında tutup tükürme huyundan çok şükür vaz geçti.
  • Şarkı söylemeye ve dans etmeye bayılıyor.
  • Bu aylarda gün içerisinde ara ara iPad kullanmaya başladı. Youtube’dan sevdiği çizgi film ve şarkıları dinliyor. Eğitici uygulamalarda oyunlar oynuyor. Yine de asla tüm gün elinde iPad dolaşmasına izin vermiyorum.

Bu yaz tatil yapamadık. 1 haftalığına Çeşme’ye gitmiştik, fakat öncesinde ve sırasında hastalandı. Norovirüs kapmış ve İstanbul’a dönmek zorunda kaldık. Yoğun ishal ve kusma ile geçen kabus gibi günlerdi, çok şükür atlattık. Sitemizin havuzunda yüzerek biraz serinledik.

Geçtiğimiz günlerde de Adenovirüs kapmış. Sabahlara kadar karın ağrısı ile kıvrandı ve onu da çok şükür atlattık. Bu virüslerin ve hastalıkların yakamızı bırakmasını umuyorum. Lütfen çok dikkat edin, çok salgın var.

Doktor kontrolümüz 2 yaşında gerçekleşecek. O sebeple hala tartılmış ve boyu ölçülmüş değil, yani güncel bilgi veremiyorum.

Artık 2 yaş yazısında görüşürüz, sevgiyle kalın 🙂

Zibidikuş 15 Aylık

Aaah ahh nereden başlasam bilemiyorum. Bu ay benim için oldukça yorucu geçti. Hatta 15 ayı geçtik ve bu yoruculuk hala devam ediyor :). Doktorumuz 18 aya kadar bizi beklemediğini söyledi. Fakat ben o kadar beklemeyeceğimi yine de arada kontrole getirmek isteyeceğimi söyledim. Bu ay için henüz gitmedik, fakat yine de kendi gözlemlediğim değişiklikleri ve edindiğim tecrübeleri paylaşmak istiyorum.

Bu ay Zibidikuş‘un bebeklikten çıktığını anladığım ve beni gerçekten çok güzel kullandığını farkettiğim bir ay oldu. Bu ay içerisinde uzun  süren bir atak dönemi vardı ve üzerine azı dişleri çıkmaya başladı ve hala çıkamadı. İştahsız, uykusuz, aç, huysuz, mızmız, inatçı bir döneme girdik ve gidiyoruz. 15 aylık olduğunu bilmesem kesin 2 yaş sendromu derim çünkü anlatılanlara tamamen uyuyor. Şimdi böyleyse sendrom dönemini düşünmek istemiyorum 🙂

Neyse, gözünüzü biraz korkutmuş olabilirim. Tüm bu zorlukların içerisinde Zibidikuş aklını çok güzel kullanmaya, yeni yeni kelimeleri telaffuz etmeye ve evin içerisinde akrobatik hareketlerini gerçekleştirmeye başladı :).

Bu ay ani ve 3 gün süren bir meme reddi, genel iştahsızlık, uyku bozukluğu ve hafif ateş ile soluğu doktorda aldık. Ben her ne kadar kesin dişler geliyor desem de içim tam olarak rahat değildi. Ağzının içine bakmam mümkün değil, çünkü açmıyor. Göremediğim için de ağzında yara olma ihtimali aklımı kurcaladı. Bir yandan da acaba idrar yollarında ya da kulaklarında mı sorun var diye düşünmeye başladım.

Doktorumuz muayenede ağzında yara olmadığını, kulakların temiz olduğunu, azı dişlerinin geleceği tarafta damağın hafif şiştiğini ama henüz bu kadar rahatsızlık verecek kadar ileri seviyede olmadığını, ve bu sebeple bir idrar tahlili yapılmasının iyi olacağını söyledi. Tahlili yaptık ve temiz çıktı yani sorun tamamen azılardaydı.

Zibidikuş gündüz 2 defa uyku öncesi ve gece olmak üzere sürekli meme isteyen bir bebekken birden memeden soğudu. Görmeye tahammülü yoktu, anında ağlamaya başlıyordu. Bu sebeple uykuya dalamıyordu. Kucağımda omuzuma yakın yatırıp uyuttum ilk gün çünkü memeye doğru indiğinde çığılığı basıyordu. Yemek konusunda ise iştah tamamen gitti, ağzına bir kaç lokma meyveden başka bir şey koymuyor ve aç geziyordu. Doktorumuzun önerisi ile arı sütü vermeye başladım. İştahını açacağını ve takviye olacağını söyledi. Ertesi gün sanki yemeyen çocuk o değilmiş gibi bütün gün boğazı durmadı, akşama kadar tıkındı ve 3. günde normal düzenine dönmüştü. Ne az ne çok yiyordu ama yiyordu. Aradan bir kaç gün geçti ve iki gündür yine hiç bir şey yemiyor. Gündüzleri meyve yiyor, özellikle akşam ve gece sadece meme emiyor desem yeridir.

Şimdi tüm bu anlattıklarımdan sonra bu ay Zibidikuş‘da ne gibi değişiklikler gözlemledim onlardan bahsetmek istiyorum;

  • Gündüz uykusunu teke indirdi. Sabah 07:00’da uyanıyor ve 12:00’ye doğru tekrar uyuyor. Bu uyku  süresi çok değişken çünkü 2,5 saat uyuduğu da oldu 30 dk da. Özellikle şu zamanlarda diş sebebi ile iştah da yokken 30 dkdan fazla uyumuyor.
  • Artık gündüz uykusuna oyun çadırı içerisinde ona okuduğum kitabı dinlerken dalıyor. Üç gün süre ile meme reddi yaşadığımız dönemde gündüzleri emerek uyumayacağı için böyle bir yol çizdim bize ve çok iyi gidiyoruz. Gerçekten uykusu gelene kadar bekliyorum, sinyalleri takip edip odasına götürüyorum. Eğer tam uykusu gelmemişse en az 10 kitabı okuyoruz ve uykusu gelen kadar en az 30 kere kalkıp gidiyor, yani sabit tutmak çok zor oluyor 🙂
  • Kitaplar konusunda çok seçici olmaya başladı. Sevdiği kitaplara çok takılıyor. Bu ilgi dönem dönem değişiyor. Dört gün boyunca tek bir kitapla uyumak isterken 5. gün başka bir kitaba takılıyor.
  • Nah (nar), kah ( kar), pilavilivili ( pilav), kokka (toka), püsk (bisküvi), miymiy (meyve) lugatına yeni eklenen kelimeler.
  • Bu ay söylediğim bir şeyi anlamadığı hiç olmadı. İkiletmeden tüm komutları yerine getiriyor.
  • İnsanlara karşı, ilk tanıştığında mesafeli davranıyor. Önceden direkt gülücükler saçar, kucağına giderdi. Şimdi biraz yadırgıyor ve başta yabanilik yapıyor. Genelde 5 dk sonra çözülmüş oluyor.
  • Bir kelime söylediğimde hemen o da söylemeye çalışıyor. Ama ben ondan söylemesini istersem asla söylemiyor.
  • Zaman zaman her sözü dinliyor, çok uysal ve uslu oluyor ama bazen yapma dediğim her şeyi yapıyor.
  • Derdini anlatamazsa ya da anlamazsam çok sinirleniyor. İstediği olmazsa ağlama, bağırma ya da kendini yere atma taktiğini uyguluyor. Ama dikkatini dağıtıyorum ve istediğini yapmıyorum.  Bu sebeple çok kısa sürüyor.
  • Kendi kendine takla atıyor. Koltuğa çıkıp atlamaya çalışıyor. Masasına, sandalyesine tırmanabiliyor.
  • Ben spora vs giderken, gittiğimi farkederse ağlayıp yapışıyor. Çaktırmadan çıkarsam aramıyor.
  • Gündüz kendisi meme aramıyor. Ben teklif edersem isterse emiyor. Uyku öncesinde teklif ediyorum, emdiği zamanlarda uyumasına izin vermiyorum, yine çadırında kitap okuyarak uyuyoruz.
  • Yaban mersini, pomelo, nar ve dut kurusu bu ayki favori meyveleri. Favori sebzelerini sayamayacağım çünkü yok, yemiyor!
  • Bir dönem deli gibi omlet yiyordu. Sabahları löp löp götürüyordu, sonra birden soğudu ve yememeye başladı. Ben de ara verdim 3-4 hafta kadar ve tekrar denediğimde yine eskisi gibi keyifle yedi. 2 gündür, sanıyorum diş sebebiyle yine yememeye başladı 🙁
  • Zibidikuş ilk defa karla tanıştı. Geçen sene de yağmıştı ama anlayabilecek yaşta değildi 🙂 İlk gün pek sevmedi ama 2. gün babaannesi ile güzel oynamışlar.

Sanırım bu kadar… Bu ay ortasında ya da 16 ay başında kontrole götüreceğim. Duruma göre ya bu yazının içerisine ya da 16 ay yazısına kontrolümüzü de eklerim.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere 🙂