Kreş Seçimi ve Oryantasyon Süreci

En baştan belirteyim, bu yazıda Zibidikuş‘u hangi okula verdiğimden değil, okul seçerken nelere dikkat ettiğimden ve neden okula verdiğimden bahsedeceğim. Okul ismi vermeyi düşünmüyorum, sormazsanız sevinirim :).

Elimde artık 2 yaşını doldurmuş, sendromun dibine vurmuş, doğduğundan beri annesi ile 7/24 vakit geçiren, çokça bağımlı bir minik var. Çocuğu olanlar bilirler, büyüme sürecinin belirli dönemlerinde bebeklerin atakları olur ve baya sancılı geçer. Bu süreci en iyi şekilde atlatmak için annenin de akıl sağlığının yerinde olması çok çok önemlidir.

Hiç bir zaman hiç bir şeyin en iyisini ben bilirimci olmadım. Hep araştırdım, okudum ama kendi doğrularımdan hiç şaşmadım. Çünkü benim çocuğuma ve bana en iyi geleni, en iyi olanı yine en iyi ben biliyorum. Okuduklarımı, öğrendiklerimi kendi düşüncelerim ve doğrularım ile harmanlayıp onları uyguluyorum.

Zibidikuş site içerisinde, parkta gördükleri hariç etrafında çok fazla yaşıtı olmadan tüm vaktini evde annesi ile geçiriyor. Son zamanlarda her parka çıktığımızda diğer çocukların peşinden koşmaya, oyunlarına girmek istemeye ve dışarıda bile kalsa kendi kendine sanki oyunun içerisindeymiş gibi oynamaya başladı. Bilenler bilir, doğduğundan beri evde onunla kaliteli vakit geçirmek adına her şeyi yapıyorum. Zibidikuş, kendi kendini de çok güzel eğlendiren ama tabii ki zaman zaman benimle de oynamak isteyen bir çocuk. Bir süredir evde yaptığı aktiviteler, oyunlar yetmemeye ve sürekli yeni şeyler yapmak istemeye, dışarı çıkmaya, birileriyle oynamak istemeye başlamıştı. Ben de en azından haftada 3 yarım gün oyun grubu gibi ama annesiz bir şekilde vakit geçirebileceği bir kreş düşünmeye başladım.

Bazı görüşler 2 yaşın çok erken olduğunu savunuyor, bazıları ise olması gerekenin bu olduğunu düşünüyor. Ben de ikinci gruptanım ve 1 aylık süre içerisinde ne kadar doğru karar verdiğimi anladım.

Benim için bir kreşte olması gerekenler listesi;

  • Bana kesinlikle güven vermeli,
  • İlla bir şey öğretmeye değil, çocukların mutlu omasına odaklanmalı,
  • Çocukları yaz kış, yağmur, çamur demeden dışarı çıkartmalı,
  • Hijyene çok ama çok önem vermeli,
  • Yemeklerde paketli gıda olmamalı ve özenle okulun kendi mutfağında hazırlanmalı,
  • Sınıflar ışık almalı ve sık sık havalandırılmalı,
  • Öğretmenler ”kesinlikle” güler yüzlü ve tecrübeli olmalı,
  • Öğrenci sayısı çok fazla olmamalı ve başlarındaki öğretmen sayısı yeterli olmalı,
  • Evden yürüyerek gidebileceğim ya da servis gerektirmeyen eşimin vs işe giderken bırakabileceği bir mesafede olmalı.
  • Bir oryantasyon programı olmalı.

2 yaş çocuğuna bir şeyler öğretmenin en iyi yolu oyundur. Bir kreş yukarıdaki kriterleri sağlıyor ise ve benim çocuğum her gün oradan mutlu ayrılıp, ertesi gün tekrar gitmek istiyorsa benim için tamamdır.

Zibidikuş için bir çok okul araştırdım. Gerçekten ‘bir çok’. Kimisi yukarıdaki kriterleri sağlamadı, kimisi çok çok uçuk ücretler istedi. En sonunda iki okul arasında kaldım. Birinin avantajı çocukların gerçekten yaz kış, yağmurda çamurda dışarıda vakit geçiriyor olmalarıydı. Yani çocukları her gün dışarı çıkartıp, çamurda, kumla ve suyla oynatıyorlardı ve referansları çok iyiydi. Doğayla iç içe bir okuldu. Fakat bu okul evime araba ile 10dkda gidebileceğim bir mesafedeydi. Diğer okul ise evimin dibinde, yeni açılan, yukarıdaki kriterleri tam olarak sağladığını söyleyen fakat ilk seneleri olacağı için her hangi bir referansın olmadığı bir okuldu. Yani onlara inanıp Zibidikuş‘u gönderirsem risk alacaktım.

Düşündüm taşındım. Görüştüğüm iki doktor da bu yaş grubu için en önemli şeyin eve yakın olması olduğunu söyledi. Düşününce mantıklı geldi çünkü; küçükler ve ilk seneleri olacağı için hastalanacaklar, okuldan almak gerekecek, alışma sürecinde sizi de yanında isteyecekler. Yakın olması çok büyük bir avantaj. Ben de risk alıp oraya göndermeye karar verdim.

Ben 3 yarım gün düşünüyordum fakat bu okulun programında yalnızca 5 yarım gün var ve o şekilde göndermeye başladım. Sabah 08:40’da evden çıkıyoruz. 08:45’de okuldayız. Zibidikuş‘u okula götürebilmek için bir de üzerine oturabildiği scooter aldım ki elim ayağım oldu. 15 dk bahçede vs vakit geçiriyorlar, 09:00’da kahvaltıya oturuyorlar.

Yarım gün programı 12:30’da sona eriyor ve en geç 12:45’de Zibidikuş‘u teslim alıyorum. Kahvaltı, ara öğün ve öğle yemeği var. Yani öğle yemeğini yedikten sonra teslim almış oluyorum.

Benim en korktuğum konulardan biri okula alışma süreciydi. Ya gitmek istemezse? ya hep beni isterse? ya alışamazsa?

İşte tam burada yukarıdaki maddelerde de bahsettiğim oryantasyon süreci devreye giriyor. Benim görüşüm her okulun bir oryantasyon programı olmalı. Çocuğu bırakın gidin o alışır mantığı çok yanlış. Çocuk ağlamaktan helak oluyor, hem size olan güveni kırılıyor hem de bir daha okula gitmek istemiyor. Bizim sürecimiz nasıl işledi anlatayım;

İlk hafta zaten alışma süreci ve tüm program ona göre ayarlanmış. İlk gün tüm veliler ve çocuklar okulun bahçesinde toplu etkinlik yaptık. ikinci gün anneler okulda, sınıfın önünde, taburede oturdu ve çocuklar etkinlik yaptı. Üçüncü ve dördüncü gün çocukların durumuna göre kimi anneler okulda bekledi kimileri okulun dışında, yakın çevrede oturup bekledi. Son gün ise yine annelerle birlikte toplu etkinlikler yapıldı ve haftayı kapadık. Bu süreçte Zibidikuş gayet iyiydi. Benim okulda olduğum günler hiç sorun yaşamadık. Biraz beni arayıp, ağlayacak gibi olduğunda öğretmeni beni aradı ve çağırdı, süreci ağlatmadan kapadık.

2. hafta ise çocukların bağımsız takılmaya başladığı haftaydı. Yine onların durumuna göre veliler hareket etti. Zibidikuş‘u sabahları bırakırken benden ayrılmak istemedi, fakat okula girdikten sonra beni görmedi bile. Öğretmenini çok seviyor, diğer arkadaşları ile uyumlu ve bunların çok büyük etkisi var. 3. haftadan sonra tamamen alıştı okula ve artık problemsiz gelip gidiyor. Hafta sonları dahil okula gitmek istiyor diyebilirim, umarım değişmez. 🙂

Okulun Zibidikuş üzerindeki olumlu etkilerinden bahsedecek olursam;

  • Kelime haznesi ve konuşma gayreti müthiş arttı,
  • Ciddi anlamda kendine güveni geldi,
  • Yemediği yemekleri okulda yemeye başladı,

Okulda öğrendiği şarkıları evde söylemeye çalışıyor, hiç duymadığım kelimeler ağzından çıkıyor ve olur olmadık yerlerde bale yapmaya, dans etmeye yani kısaca kendini göstermeye başladı. Öncesinde çok daha pasif bir çocuktu, inanılmaz bir değişim var. Okulda hiç yemediği biber dolmasını, haşlanmış yumurtayı vs yemeye başladı. Evet evde hala yemiyor ve bana naz yapıyor ama okulda yiyor.

Okul çantasında gidip gelen bir yemek listesi var. Her gün ne yedi, ne yemedi öğretmenleri yazıyor ve ben de okuyup, öğrenmiş oluyorum. Haftalık yemek ve etkinlik programı hafta başında velilere veriliyor. Her cuma öğretmeni beni arayıp detaylı haftalık durum raporu veriyor.

Hem yemek yeme, hem giyinme konusunda öğretmenleri çocukları teşvik ediyor ve kendileri, kendi işlerini mümkün olduğunca hallediyorlar.

Okulda kendine ait bir dolabı var ve eşyalarını oraya koyuyor.  Okulun dolabında tutmak için bizden istediklerinden bahsedecek olursam;

  • Birer adet alt ve üst yedek kıyafet,
  • Birer adet alt ve üst iç çamaşırı,
  • Bir çift çorap,
  • Toka ve tarak,
  • Bir adet yağmur botu,
  • Bir adet şemsiye,
  • Bir adet yağmurluk,
  • Bir adet suluk.

Okul bahçesinde ekolojik bahçe olarak adlandırdıkları bir bölüm var ve burada ekip, biçip, solucanları inceliyorlar. Her mevsim dışarı çıkıyorlar ve bu sebeple bizden bot, yağmurluk vs istendi.

Bunların dışında, çantasında da her gün bir takım yedek kıyafet gidip geliyor.

Zibidikuş okula başladı, ben de kendime ve arkadaşlarıma vakit ayırabilir oldum. Mesela şuan eve geldim ve blogumla ilgileniyorum. Hem bana hem ona yaradı diyebiliriz 🙂

Biz evde en iyi şekilde ilgilenirken, çocuklarımızı bizden bağımsız göndereceğimiz okulu seçmek gerçekten çok hassas ve zorlu bir iş. Biz şu an için okulumuzdan çok memnunuz ve bizim isteklerimizi söyledikleri şekilde yerine getiriyorlar.

Her anne babanın kriterleri, daha doğrusu öncelikleri farklıdır. Zibidikuş okula gitmeye başladığından beri anladım ki eve olan mesafe ve oryantasyon süreci çok önemliymiş.

Ben hallettim, size çok kolay gelsin 🙂

Zibidikuş 21-22 Aylık

Zibidikuş 23 aylık olmak üzere ve ben 21-22 ay yazısını şimdi yazıyorum 🙂 Hayat zor, vakit az, keyif çok yok. Yani bilgisayar başına oturup yazacak enerji bulamıyordum ama bir yerden başlamak lazım değil mi?

Zibidikuş değişti. Yani gerçek anlamda değişti. Mizacı, huyu, suyu, hareketleri, tavırları, tepkileri yani kısaca hemen hemen her şeyi değişti ya da değişmeye başladı. Geçtiğimiz iki ay benim için de onun için de çok zorluydu. Hastalıklar atlattık ve bu hastalıklar sırasında duruma ayak uyduran davranışları, mızmızlıkları vs beni yedi bitirdi. E anne olmak böyle bir şey tabi, şikayet etmeye pek de hakkım yok 🙂

Öncelikle uyku düzeninden bahsetmem gerekirse; Hala akşamları 20:30’da banyo yapıyor ve sonrasında uyuyor. Saat 21:00’de tam olarak uykuya dalmış oluyor. Kendi psikiyatrimin önerisi ile  bu zamana kadar sadık kaldığım uyku rutininin ara ara dışına çıkıyorum. Biraz esnetmemin iyi olacağını söyledi. Yani illa her akşam banyo yapacak gibi bir kuralım yok. Bazen gün içerisinde yaptığı etkinlikler sonrası, bazen park sonrası eve geldiğimizde yıkıyorum ve akşam banyo yapmadan direkt uykuya geçiyor. Uykuya geçişinde pek bir şey etkilemedi, fakat kendimden biliyorum ki uyku öncesi banyo bünyeyi biraz olsun rahatlatıyor. Gündüz uykuları genelde ya 1-2 saat arası değişiyor. Geçtiğimiz ay yazısında, gündüz uykuları sırasında uyanıp beni istediğinden bahsetmiştim. Onlar çok azaldı hatta neredeyse bitti.

Yemek konusu ise hala çok düzenli sayılmaz. Sabah kahvaltısını iyi sayılabilecek düzeyde yapıyor,  fakat öğle ve akşam yemeklerinde belli bir düzeni yok. Hala bol bol taze ve kuru meyve tüketiyor.

Zibidikuş‘da gözlemlediğim değişiklikler;

  • 2 yaş sendromu şu ana kadar ki en yoğun döneminde. İnadı katırlara taş çıkartır. Öyle ki, dışarı çıkarken atıştırmalık üzümleri koyduğum kabın kapağının rengi kap ile uyumlu değil diye üzümler havada uçuşabiliyor. Tepinmeler, ağlamalar her gün yaşanıyor.
  • Her şeyi kendi yapmak istiyor. Panjur açmak, ışıkları kapamak, ayakkabı giymek, el yıkamak vs vs. Eğer ki düşüncesizlik edip en ufak bir hamlede bulunursanız önünüzdeki en az 30 dk yok sayın. Çünkü krizler eşliğinde ağlamaya başlıyor.
  • Akşam banyodan sonra okuyacağı kitabı kendi getiriyor, ışıkları ve panjurları kendi kapatıyor, hatta müziğini de kendisi açıp öyle yatıyor.
  • Zibidikuş hala ben olmadan uyumuyor. Bir süredir babası ile birlikte uyutuyoruz. Uyutmaktan kastım odada bulunuyoruz. Odada bulunmam ona yetiyor.
  • Geceleri yanıma gelmek istemeye başladı. Bunun olamayacağını anlatıyorum her seferinde. Bazı geceler direniyor ve ağlıyor ama sonunda kabullenip yatağına yatıyor ve uyuyor. Sabah olduğunda yanıma geliyor ve biraz yatakta vakit geçiriyoruz.
  • Olaylar, nesneler ve kişiler arasında çok güzel bağlantı kuruyor. Hangi eşyayı ona kim aldı biliyor ve o eşyayı gösterip kişiyi söylüyor. Örneğin, halıyı gösterip ‘Nene’ diyor çünkü odasındaki halıyı ona babaannesi aldı. Gün içerisinde defalarca, farklı farklı eşyalar ile yaşıyoruz bu durumu.
  • olmayacak bir şey istediğinde ağlama krizine giriyor ve ilgisini farklı bir yöne çekmek artık çok zor. Benim bununla baş etme yöntemim ise sakin kalmak. ”Ağladığın sürece seninle konuşmuyorum, sustuğunda yanıma gelebilirsin, istediğin kadar ağla” diyorum. 5 dk sürmüyor ‘anni anni’ diye yanıma geliyor.
  • Beni gözlemleyerek hiç ummadığım şeyleri öğrenmiş. Örneğin; kağıt kek kalıbı bulup bana getirdi ve fırını açıp içine koydurttu. Gözlem yeteneği müthiş gelişmiş düzeyde bu aylarda.
  • Telefonla konuşmaya bayılıyor. Eline bir şey alıp telefonmuş gibi birileriyle konuşmaya çalışıyor. Gün içerisinde defalarca diyalog kuruyoruz.
  • Kelime dağarcığı oldukça genişledi. Hiç ummadığım bir anda hiç ummadığım bir kelimeyi ağzından çıkarabiliyor.
  • Bir şey söyle dediğimde asla söylemiyor. Ya inadından ya da utanıyor.
  • Babaanneye çok düşkün olmasına rağmen, sanıyorum sendrom sebebiyle onunlayken bile anne diye tutturabiliyor. Beni aradığı zaman oyalamak zorlaşıyor.
  • İçtiği suyu, ağzında tutup tükürme huyundan çok şükür vaz geçti.
  • Şarkı söylemeye ve dans etmeye bayılıyor.
  • Bu aylarda gün içerisinde ara ara iPad kullanmaya başladı. Youtube’dan sevdiği çizgi film ve şarkıları dinliyor. Eğitici uygulamalarda oyunlar oynuyor. Yine de asla tüm gün elinde iPad dolaşmasına izin vermiyorum.

Bu yaz tatil yapamadık. 1 haftalığına Çeşme’ye gitmiştik, fakat öncesinde ve sırasında hastalandı. Norovirüs kapmış ve İstanbul’a dönmek zorunda kaldık. Yoğun ishal ve kusma ile geçen kabus gibi günlerdi, çok şükür atlattık. Sitemizin havuzunda yüzerek biraz serinledik.

Geçtiğimiz günlerde de Adenovirüs kapmış. Sabahlara kadar karın ağrısı ile kıvrandı ve onu da çok şükür atlattık. Bu virüslerin ve hastalıkların yakamızı bırakmasını umuyorum. Lütfen çok dikkat edin, çok salgın var.

Doktor kontrolümüz 2 yaşında gerçekleşecek. O sebeple hala tartılmış ve boyu ölçülmüş değil, yani güncel bilgi veremiyorum.

Artık 2 yaş yazısında görüşürüz, sevgiyle kalın 🙂

Zibidikuş 19-20 Aylık

Yine geriden gelen bir yazı olacak. 19. ay içerisinde çok bir değişiklik göremediğim için bu iki ayı birlikte yazmaya karar verdim.

Zibidikuş 2 gün sonra 20 aylık olacak. Söyleyebileceğim en büyük ilerleme beni çıldırtma konusunda aldığı yolda gerçekleşti diyebilirim. İnanılmaz inatçı, kurnaz, kendi dediğini yaptırmaya çalışan, vık vık, mik mik bir çocuk oldu. Uykuları biraz bozulmaya başlamıştı. Sabah 5’de ve 6’da uyanıp cin gibi olduğunu görünce bünyesinin yaz saatine geçtiğini düşündüm ve akşam yatış saatini 1 saat ileri alarak 20:30 yaptım. Faydası oldu, sabahları 07:30- 08:00 gibi uyanıyor artık.

Gece bazen 1, bazen 2 defa uyanıyor. Sabah 06:00’da genelde bir defa uyanıp yanımda tekrar dalıyor ve 08:00’e kadar uyuyor. Bazı geceler hiç uyanmadan deliksiz sabaha kadar uyuyor ve ben bunun formülünü hala çözemedim.

Bu iki ay burun akıntısı ve alerjik nezle ile geçti. Haziran sonuna kadar devam eder dedi doktorumuz o sebeple damla şeklinde alerji ilacı kullanıyoruz, çünkü nefes alamadığı zamanlar oluyor ve uyku kalitesini iyice düşürdü.

Genel olarak neler gözlemledim bahsedeyim;

  • Duygu durum değişiklikleri devam ediyor. Kahkaha ile gülerken birden ağlayabiliyor. Ortada sebep yokken ağlamaya başlayabiliyor.
  • Anlamsız istekleri oluyor. Gerçekleşmeyince sinirleniyor ve tek yaptığım şey dikkatini dağıtmaya çalışıp ortamdan uzaklaştırmak.
  • iki kelimeli cümleler kurmaya başladı. ”Baba git” , ”anne kalk” gibi. Yeni kelimeleri ise ”git, kalk, aç, tak, gitti”
  • Babasıyla yan yana oturduğum zaman bana ”kalk” diyor ve kaldırıp kendisi babasının yanına ya da benim yanıma geliyor 🙂
  • Gözümün içine bakarak ve gülerek yapma dediğim şeyi yapıyor. Ben sinir küpü oluyorum ve dönüp kaçmak istiyorum.
  • Anlamsız çığlıklara başladı. Sokakta, cafede, evde en ince sesiyle avazı çıktığı kadar bağırıyor. Genellikle onunla ilgilenilmesini istediğinde ya da çok sıkıldığında yapıyor. ”Kulağım acıdı” diyoruz ve biraz olsun susuyor gibi oluyor.
  • Oyun hamurları ile oynamaya bayılıyor. Hamurun adı ”bop bop” çünkü minik minik toplar yapmaya bayılıyor.
  • Yoğurt yediremiyordum, artık ayran içiyor ve yoğurt yiyor. Yumurtayı da tekrar yemeye başladı ama hala et, köfte vs yediremiyorum.
  • Oyun grubunda öğrendiği ingilizce şarkıyı söylemeye çalışıyor ve dansını birebir yapabiliyor.
  • Beni sinirlendirdiğini anladığı anda yapmadığı şirinlik yok. Her türlü sevimlilikle ilgimi çekmeye çalışıyor.
  • Bu aylarda bir türlü vazgeçmediği ve beni sinir eden huylarından biri içtiği suyu vs ağzında biriktirip tükürmek. Her gün üstü başı sırılsıklam oluyor ve günde 10 defa üst değiştiriyoruz.
  • Her ne yaparsam hemen taklit ediyor. Çok dikkatli olmak gerek çünkü anında kopyalıyorlar.
  • Geçtiği yolları ezberlemiş. Bugün babaannesinin evine giden yola girdim ve parmağıyla göstere göstere, hiç şaşırmadan yolu tarif etti.
  • Bir yeri acıdığı anda ‘bufff’ diyerek gelip öptürüyor.
  • Paylaşmayı seviyor. Yanındaki çocuklara oyuncaklarını vs veriyor.
  • Bu iki ayda ”ce-ee” oyununa iyice merak sardı. Sürkli bir şeylerin arkasına geçip, yüzünü vs kapatıp ce-ee yapıyor.
  • Kovalamacalı, atlamalı, zıplamalı oyunlara bayılıyor.
  • Öğlen uykularını 1 – 1.5 saat uyuyor. Fakat ilk 30 dk sonrasında 10 dkda bir uyanarak beni yanında istiyor. Sebebini anlayabilmiş değilim.
  • Gün içerisinde güzel vakit geçirdiği her kim varsa (misafir, anneanne, babaanne, dede vs) gittiğinde biraz ağlamaklı oluyor. Modu zaten düşükse ağlıyor, değilse üzülüyor ama toparlıyor.
  • Parklarda artık rahat hareket ediyor. Kaydırak merdivenlerini kendi başına çıkıyor.

Bu aylarda gözlemlediklerim sanırım bu kadardı. 2 yaşına kadar doktor kontrolümüz yok, o sebeple kilo boy vs artık bilemiyorum tam olarak. Bundan sonra da belki 2 ayda bir gelişim yazısı paylaşırım. Duruma göre değerlendireceğim, bir sonraki yazıda görüşmek üzere 🙂