Bebek ile Dubai Seyahati – Bölüm 1

imageZibidikuş ile yaptığımız Çeşme seyahatinden sonra (buradan ulaşabilirsiniz) ilk defa birlikte uçağa binerek Dubai’ye gitmeye karar verdik. Bu yazımda Dubai’ye gelene kadarki süreci anlatacağım. Süreç o kadar hızlı işledi ki iki, üç gün bayağı koşturarak geçti. Birleşik Arap Emirlikleri Türk vatandaşlarından vize istiyor, fakat vize almak oldukça kolay. Bunu standart yöntemlerle değil de uçarken Türk hava yollarının web sitesi üzerinden ya da acente aracılığı ile halledebiliyorsunuz. Önerilen 5 gün önceden başvuruda bulunmak, fakat bizim o kadar zamanımız olmadığı için 2 gün önceden acente aracılığı ile başvuruda bulunduk ve faydası oldu mu bilmiyorum ama belki durumumuzun acil olduğunu vurgulamamız dolayısıyla ertesi güne vizemiz çıktı.

Cem, ben, Zibidikuş ve babaannemiz ile birlikte üç yetişkin, bir bebek için hem Türk Hava Yolları’ndan uçak hem de booking.com üzerinden otel rezervasyonumuzu yaptırdık. Otel için kriterlerim şehir merkezinde olması ve odaların rahat olmasıydı. DAMAC Maison Cour Jardin otelinde 2 ayrı odalı kocaman bir suit ayarladım. Böyle dememe bakmayın fiyatlar bazı otellere göre gayet uygun. Suit 114m2 içerisinde iki ayrı oda, iki banyo, mutfak, mutfak aletleri, yemek alanı ve bir de tuvalet var. Çocuklu aileler için ideal olduğunu söyleyebilirim.

Seyahatimizden bir gün önce Zibidikuş‘a ve kendime ortak bavul hazırladım. Hava Dubai’de 40-45 derece olduğundan çoğunlukla ince şort ve tişört ve bir, iki adet de avm içleri klima dolayısıyla çok soğuk olabileceğinden hırka koydum. Zibidikuş‘un ilaçlarını, yemek kaplarını ve şampuanını aldım. Kendime  diş fırçam ve giysi haricinde gereksiz hiçbir şey almadım :).

Evden çıkıp havaalanına giderken bebek arabasını evde unuttuğumuzu farkettik fakat geri dönmedik. Kangurumuz Boba 4G yanımdaydı ve bir şekilde hallederiz dedik. Akşam 19:25’de olan uçağımıza yetişmek için saat 14:00’da yola çıktık. Malum İstanbul trafiği ve havaalanı girişindeki güvenlik kontrolleri sebebiyle her taraftan erken çıkılması ile ilgili uyarı alıyorduk. Çağırdığım Uber aile aracı ile 15:30’da havaalanındaydık. Kucağımda bebek olduğundan bir çok yerde sıra beklemeden işimizi hallettik ki zaten online check-in yapmıştık.

Seyahatin en korktuğum kısmı Zibidikuş ile 4,5 saatlik uçak yolculuğuydu. Uçağa girdiğimizde sol tarafta bir sıra üçlü koltuğu doldurmuştuk. Uçuş öncesi bebek yatağı için Türk Hava Yollarını aradığımda yer olmadığını söylemişlerdi. Uçağa bindiğimizde hosteslere rica ettim ve o koltuklar boş olurda ayarlayabileceklerini söylediler. Koltuklar boştu ve yataklı bölüme geçtik.

Zibidikuş evden çıkmadan önce 30dk uyumuştu ve yol boyunca hiç uyumadı. Kalkışta kulakları basınçtan etkilenmesin diye emzirdim fakat inişte çok az su içmesine rağmen bir huysuzlanması olmadı. Yol boyunca arada kucakta oturarak, arada yatak içerisinde oynayarak arada da kucakta gezerek vakit geçirdi. Her  önüne gelene gülüp, el salladığı için uçağın maskotu oldu diyebiliriz. Kısaca hiç ağlamadan ve ağlatmadan yolculuğu bitirdik :). Uçağın tekerlekleri piste değdikten 3 dk sonra kucağımda uyuyakaldı, kanguruya koydum ve biz otelimize varana kadar uyanmadı.

Evden çıkmadan önce atıştırmalık çantası hazırlamıştım. Çantanın içerisine ev yapımı çubuk ekmek (tarifi şurada) , taze üzüm, kuru üzüm, kuru kayısı, kuru erik, sebze çorbası ve su koydum. Havalanına geldiğimizde çorbasını içirdim. Uçakta ve arada mızmızlandığımda krakerlerden ve taze üzümden verdim. Krakerlerin geri kalanını da bavula atmıştım, Dubai’ye getirdim. Burada hayat kurtardığını söyleyebilirim :). Buradaki beslenme düzenini de bir sonraki yazıya dahil edeceğim.

Sonunda havaalanından taksiye bindik ve otelimize geldik. Zibidikuş için bir adet park yatak istedik ve onu yatağına koyduğumda saat 03:00 idi. Bu yazımı burada bitiriyorum. Dubai’de neler yapıyoruz ayrı bir yazı ile paylaşacağım.

🙂

Uber Aile ile Seyahat

uberÖncelikle yazının konuyla alakalı kısmı aşağıda çizgiden sonraki bölümde. Uzun uzadıya sıkılmak istemeyen direkt oraya geçebilir 🙂

Popomun keyfine ne kadar düşkün olduğumu düşünüyorum, eh işte. Hayatım boyunca nereye gidersem gideyim hiç bir zaman aman aman konfor aramadım. Hep toplu taşımalar önceliğim oldu, kişisel araç ya da taksiler hep arkadan geldi. Ben daha çok özgürlüğüne düşkün biriyim, trafikte 1 saat sıkışıp kalmaktansa o 1 saatte 5 vesait değiştirmeyi tercih ederim. Hissettiklerim ve düşüncelerim hala aynı olsa da, artık yanımda taşımam gereken bir bebe olunca mecburi tercihler yapmak zorunda kalabiliyorum.

Ben bekarken ve öğrenciyken bile hayallerimin arasında bir gün çocuğum olursa onunla yine toplu taşımayı vs kullanarak doya doya gezecektim. Takacaktım kanguruma, alacaktım sırt çantamı, kendimi eve kapatmadan istediğim yere gidip, istediğim kişilerle görüşecektim.

Şimdi evlendim ve çocuğum oldu, peki ne mi oldu?

Doktorumuz ilk 6 ay toplu taşımanın özellikle çok havasız olanlarından uzak durmamızı söyledi. Yani metro gibi oksijeni az olan ve hastalık taşıyan yerlerden uzak duracaktık. Durduk da… ama sorun bana o vakit nasıl geçti? Sürekli birine bağımlı olmak, birinin sizi bir yere bırakmasını istemek, beklemek açıkçası rahat olsa da benim için biraz kısıtlayıcı. İlk 6 ayı bu şekilde geçirdim. Sağolsun yakınlarım hep destek oldu, ihtiyaç anında hep yanımdaydılar.

Çocuk olunca hayatın her alanında olduğu gibi seyahatlerde de önceliğiniz hep onun güvenliği oluyor. Zibidikuş 5 aylık oldu ve malesef terör şehrimize sıçradı. Ne zaman nerede ne yaşayacağız korkusuyla bir süre sokağa çıkamaz olduk. Bunun elbet sonu yok, bir gün hepsi sona erecek umuduyla yavaş yavaş çıkmaya devam ettik. Fakat, metroya giremedim, Zibidikuş ile hala giremiyorum. Bir çoğumuza saçma gelebilir, fakat yerin o kadar dibinde, o kalabalığın içerisinde onunla seyahat etmeye cesaretimiz yok henüz.

Bir çok yere metro ile ulaşabileceğim halde kullanamadığımdan, bebekler için oto koltuğu bulunmayan ve çoğunun arka koltuğunda emniyet kemeri bile olmayan taksiye binmek istemediğimden Zibidikuş ile seyahat edebilmek için Uber kullanmaya karar verdim.


Uber’i size kendimce anlatayım;

Şuan için sadece İstanbul’da olduğunu bildiğim Uber bir ulaşım sistemi. Öncelikle cep telefonunuza uygulamasını indiriyorsunuz ve kredi kartı bilginizi giriyorsunuz (korkmayın son derece güvenli). Harita üzerinden hem kendi bulunduğunuz yeri, hem çevredeki araçları görüyorsunuz. Uber ile farklı türde seyahatler yapabilirsiniz. Kalabalık bir grupsanız Uber XL araç çağırıp kocaman bir araç ile seyahat edebilirsiniz (genellikle mercedes vito geliyor), tek başınıza ya da daha az kişiyseniz Uber taksi çağırıp bildiğimiz taksi türevi araçlara binebilirsiniz ve en önemlisi eğer bebeğiniz ya da çocuğunuz varsa Uber Aile aracı çağırıp, bebeğinizi Maxi-Cosi oto koltuğuna oturtup kocaman aracınızla konforlu bir şekilde seyahat edebilirsiniz (genelde Mercedes vito geliyor.)

Ben tek başıma yola çıkacaksam Zibidikuş‘u mutlaka kanguruya koyuyorum, bir de sırt çantam oluyor. Bir yere gideceğim zaman evden çıkmadan 15 dk önce uygulama üzerinden araç çağırıyorum. Hemen sonrasında genellikle şöför beni arıyor, araması gecikirse ben uygulama üzerinden gelen şöförün fotoğrafına kadar görüp telefon edebiliyorum. Sitenin içerisine girmesini rica ediyorum ve böylelikle kapımın önünden binmiş oluyorum. Harita üzerinden nerede olduğunu görebiliyorum, böylelikle yaklaşınca evden çıkıyorum, ya da rica ediyorum şöför yaklaşırken sistem üzerinden bana mesaj atıyor.

Şöför iniyor, Zibidkuş’u güvenli bir şekilde yerleştiriyorum. Gideceğim yere vardıktan sonra aynen iniyorum ve ücret uygulama içerisinde belirtmiş olduğum kredi kartımdan otomatik çekiliyor. Sonrasında mailime anında fatura geliyor. Yani yanınızda para olmasa bile güvenle kullanabilirsiniz ki araç içerisinde para ver, para üstü al muhabbeti olmuyor.

Seyahatiniz başladığında uygulama içerisinde yolculuğunuzun başladığına dair bildirimi görüyorsunuz. İsterseniz bu yolculuğu bir yakınınızla sms atarak paylaşabilirsiniz. Böylelikle sizi yol boyunca takip eder ve vardığınızda haberi olur.

Yolculuk bitiminde sizden şöföre puan vermeniz isteniyor ve puanlıyorsunuz. Bu sistem o kadar iyi ki Uber şöförlerini bu puanlamaya göre ödüllendiriyor. Bu da onların en iyisi için çabalamasına sebep oluyor.

En güzel kısmına gelirsek bu kadar konforlu bir seyahatin bedeli sandılığı kadar çok değil. Mesafeye göre taksiye verdiğiniz ücretten 2-4 TL arasında daha fazla ödüyorsunuz. En azından benim yaptığım seyahatlerde böyleydi. Fazlasıyla değdiğini düşünüyorum.

Uber’e üyeyseniz uygulama içerisinde kampanya kodunuz bulunuyor. Eğer bir arkadaşınız bu kod ile ilk seyahatini yaparsa 20 TL’ye kadar ücretsiz seyahat ediyor. Siz de aynı şekilde 20TL’ye kadar ücretsiz seyahat ediyorsunuz.

Kullanmak isteyen olursa benim kodum da dilara21ue

Uber ile ilgili daha fazla bilgi almak isterseniz buraya bakabilirsiniz.

Umarım en az benim kadar memnun kalırsınız 🙂

Şunu da ekleyeyim, Uber’den ne para aldım ne bedava yolculuk tamamen annesel içgüdülerimle yazdım bu yazıyı, bilginize :))